Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Yayman, uzun zamandır Kürt sorununu sahadan takip ediyor. Hem iktidar çevrelerini hem de BDP ve Avrupa cephesini yakından takip eden araştırmacı yazar. Son yıllarda ses getiren çalışmalara imza atan SETA Vakfı'ndan 'Türkiye'nin Kürt Sorunu Hafızası' isimli ansiklopedik bir çalışması çıkan Yayman, Lice-Cizre-Gezi çerçevesinde önceki gün Twitter hesabından ilginç bir başlıkla açıklamada bulundu:
Derin Devlet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Derin Devlet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Temmuz 2013 Pazar
3 Temmuz 2013 Çarşamba
Şok İddia! Yeşil İstanbul'da
Albay Arif Doğan, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ın İstanbul'da olduğu ancak ortaya çıkmayacağını söyledi.

03 Temmuz 2013 Çarşamba 12:17
Kürt yazar Musa Anter'in öldürülmesiyle ilgili tamamlanan iddianamede diğer JİTEM elemanlarıyla birlikte ağırlaştırılmış müebbet istenen 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım için "JİTEM'i ben kurdum" diyen emekli Albay Arif Doğan'dan önemli bir iddia geldi.
Star'dan Helin Şahin'e konuşan Doğan, öldüğü söylenen Yeşil'in yaşadığını öne sürdü. Emekli Albay Doğan'a göre; Ukrayna'da siroz tedavisi gören Yeşil, İstanbul'a yerleşti. Yeşil ile son olarak 2012'de canlı posta aracılıyla görüştüğünü anlatan Doğan, Yeşil'in ortaya çıkmayacağını söyledi.
2 Temmuz 2013 Salı
Beyoğlu'ndaki kozmik kasa- Cem Küçük
Beyoğlu'ndaki kozmik kasa
Her cinayet, her patlama, her provokasyon büyük para gerektirir. Devletlerin içinde bu tür faaliyetlere girişen network'lerin eğer gerekli para yoksa başarılı olma şansları yoktur.
İsrail, kendi sporcularını öldüren Kara Eylül örgütünün liderlerini öldürmek için Avrupa'ya bir tim göndermişti. Bu tim örgüt liderlerinin sadece yerlerini öğrenmek için yaklaşık 40 milyon dolar harcamıştı. Bahsettiğim tarih 1972 ve 73 yılları. Diğer silah, patlayıcı ve taşeronların masrafları buna dahil değil.
Aynı durum Türkiye'de gerçekleştirilen operasyonlar için de geçerli. Birileri bunları finanse ediyor. Bu paralar nereden geliyor? Bir kısmı uyuşturucu işinden, bir kısmı yasadışı silah satışlarından ve tabii insan kaçakçılığından. O zaman şu soru ortaya çıkıyor? Bu paraları kim kontrol ediyor?
26 Mayıs 2013 Pazar
Bahtiyar Paşa ‘derin devlete’ sızmamı istemişti/ ERKAN ACAR - ERSAN TEMİZEL
Bahtiyar Paşa ‘derin devlete’ sızmamı istemişti
5 Mart 2012 / ERKAN ACAR - ERSAN TEMİZEL
Okul komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, mezun olmadan önce Ahmet Büyükşahin’e TSK içindeki derin yapılanmaya sızma görevi vermiş. Ama o daha rapor veremeden Bahtiyar Paşa suikastta hayatını kaybetmiş.
Ahmet Büyükşahin, 2003 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ihraç edilen bir uzman jandarma çavuş. 1999-2003 yılları arasında Tekirdağ İl Jandarma Komutanlığı emrinde görev yaptı. Büyükşahin, o dönemde Tekirdağ İl Jandarma Komutanı olan ve bugün faili meçhul cinayetler davasından tutuklu bulunan Albay Cemal Temizöz’ün yaptığını iddia ettiği yasa dışılıklara tahammül edemeyerek isyan etti.
Hukuksuzluklara karşı çıktığını anlatan Büyükşahin, Kürt olmamasına rağmen Kürtçe bildiği için “PKK’lı” olarak suçlandı. Ve 20 Kasım 2003 tarihinde disiplinsizlik gerekçesiyle ordudan ihraç edildi. Büyükşahin, Temizöz ve ekibi hakkında suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusu ile ilgili soruşturma Tekirdağ Adliyesi’nde devam ediyor. Büyükşahin, dosyanın İstanbul Beşiktaş’taki özel yetkili savcılarca ele alınmasını istiyor.
Ergenekon soruşturmasından sonra Büyükşahin, ortaya saçılan belge ve dokümanların geçmişte görev yaptığı Tokat bölgesinde yaşadığı olaylarla örtüştüğünü gördü. 13 Eylül 2010 tarihinde Ergenekon soruşturmasını yürüten Özel Yetkili Savcı Zekeriya Öz ile görüştü. Daha sonra İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde yaklaşık 10 sayfalık ifade verdi.
5 Mart 2012 / ERKAN ACAR - ERSAN TEMİZEL
Okul komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, mezun olmadan önce Ahmet Büyükşahin’e TSK içindeki derin yapılanmaya sızma görevi vermiş. Ama o daha rapor veremeden Bahtiyar Paşa suikastta hayatını kaybetmiş.
Ahmet Büyükşahin, 2003 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ihraç edilen bir uzman jandarma çavuş. 1999-2003 yılları arasında Tekirdağ İl Jandarma Komutanlığı emrinde görev yaptı. Büyükşahin, o dönemde Tekirdağ İl Jandarma Komutanı olan ve bugün faili meçhul cinayetler davasından tutuklu bulunan Albay Cemal Temizöz’ün yaptığını iddia ettiği yasa dışılıklara tahammül edemeyerek isyan etti.
Hukuksuzluklara karşı çıktığını anlatan Büyükşahin, Kürt olmamasına rağmen Kürtçe bildiği için “PKK’lı” olarak suçlandı. Ve 20 Kasım 2003 tarihinde disiplinsizlik gerekçesiyle ordudan ihraç edildi. Büyükşahin, Temizöz ve ekibi hakkında suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusu ile ilgili soruşturma Tekirdağ Adliyesi’nde devam ediyor. Büyükşahin, dosyanın İstanbul Beşiktaş’taki özel yetkili savcılarca ele alınmasını istiyor.
Ergenekon soruşturmasından sonra Büyükşahin, ortaya saçılan belge ve dokümanların geçmişte görev yaptığı Tokat bölgesinde yaşadığı olaylarla örtüştüğünü gördü. 13 Eylül 2010 tarihinde Ergenekon soruşturmasını yürüten Özel Yetkili Savcı Zekeriya Öz ile görüştü. Daha sonra İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde yaklaşık 10 sayfalık ifade verdi.
21 Mayıs 2013 Salı
Baba öldü-Şaşırdım...Bomba...-Boston ve Reyhanlı-Dün ve bugün-Ergün Diler
Baba öldü
Giulio Andreotti öldü...
İtalya'nın yakın tarihine damga vuran GLADYO'nun babasının ölüm haberi nedense basında çok yer bulmadı...
Oysa İtalya'yı anlamak hem şimdiki Türkiye'yi hem de eskisini çözmek demekti! Andreotti 1956 yılında savunma bakanı oldu! Siyaseten önü hep açıktı.
Tıpkı bizdekiler gibi. Gidip gidip geliyorlardı! Bu genç adam bu koltuğa oturduktan sonra 40 gizli hücre kuruldu.
Bu hücrelerin her türlü olayı gerçekleştirme kabiliyeti vardı! Bu 40 hücrede 34 GAZETECİ ve 4000 asker ile polis görev yapıyordu! Eğitim merkezi SARDUNYA idi... Ülkeyi karıştıracak bütün TERÖRİSTLER burada yetiştirildi! Aslında P2 MASON LOCASI'nın da gizli lideri olan Andreotti bu şablonu oturturken, yanında daha sonra Cumhurbaşkanlığına kadar yükselecek olan Cossiga vardı! Cossiga ileride arkadaşına ömür boyu senatörlük vererek sadakatini gösterecekti! Bu iki isim devletin verdiği koltuklarla yoluna devam ederken, tıpkı bizim Türkiye'de göremediğimiz gibi derin güçler tarafından destekleniyordu! Görünmeyen güç P2 Mason Locası'ydı! Bu muazzam yapılanmada 962 üye vardı! Hücre yapılanmasını yani üyelerin isimlerin bilen tek kişi(Öyle söylenir!) Licio Gelli idi...
İtalya'nın yakın tarihine damga vuran GLADYO'nun babasının ölüm haberi nedense basında çok yer bulmadı...
Oysa İtalya'yı anlamak hem şimdiki Türkiye'yi hem de eskisini çözmek demekti! Andreotti 1956 yılında savunma bakanı oldu! Siyaseten önü hep açıktı.
Tıpkı bizdekiler gibi. Gidip gidip geliyorlardı! Bu genç adam bu koltuğa oturduktan sonra 40 gizli hücre kuruldu.
Bu hücrelerin her türlü olayı gerçekleştirme kabiliyeti vardı! Bu 40 hücrede 34 GAZETECİ ve 4000 asker ile polis görev yapıyordu! Eğitim merkezi SARDUNYA idi... Ülkeyi karıştıracak bütün TERÖRİSTLER burada yetiştirildi! Aslında P2 MASON LOCASI'nın da gizli lideri olan Andreotti bu şablonu oturturken, yanında daha sonra Cumhurbaşkanlığına kadar yükselecek olan Cossiga vardı! Cossiga ileride arkadaşına ömür boyu senatörlük vererek sadakatini gösterecekti! Bu iki isim devletin verdiği koltuklarla yoluna devam ederken, tıpkı bizim Türkiye'de göremediğimiz gibi derin güçler tarafından destekleniyordu! Görünmeyen güç P2 Mason Locası'ydı! Bu muazzam yapılanmada 962 üye vardı! Hücre yapılanmasını yani üyelerin isimlerin bilen tek kişi(Öyle söylenir!) Licio Gelli idi...
Ergenekon tasfiye edilemeseydi-Yiğit Bulut
Cümleyi başlığa sığmadığı için yeniden yazmak istiyorum; Ergenekon tasfiye edilemeseydi, terör örgütü de tasfiye edilemezdi...
Sevgili dostlar, bugün “ne verdiniz de gizli anlaşma yaparak bunu sağladınız” sorusunu kendi kafa karışıklıkları içinde soranlar ve seslendirenler, çok önemli bir gerçeği göremiyorlar; bugün gelinen noktaya gelinene kadar o kadar önemli adımlar atıldı ve “yapılamaz” denilenlerin hepsi aşıldı...
Neler mi? Geçmişe dönün ve lütfen hatırlayın; MİT, GENELKURMAY ve POLİS’in bir bölümünün “tanımadığı, kendini bağlı görmediği” Hükmetler olsaydı acaba bu adımlar atılıp, görüşme-konuşma noktasına gelinebilir miydi!
Bir dostum yıllar önce şunu söylemişti; PKK bir AB projesi, Barzani bir ABD projesidir...
Çok yerinde bir tespit. 2001 krizinden çıkmış, 2003’te Süleymaniye’de “çuvallanmış” bir Türkiye’de herkes projesinden ve alacağı sonuçtan emindi... Aradan geçen 10 yılda, proje sahipleri Türkiye’ye karşı bir başarı şansları olmadığını, bölgede “Türkiye’siz bir denklemin” yürüyemeyeceğini çok ama çok net gördüler. Arkaları boşalınca projelerin de Türkiye’ye “yaklaşması-tasfiye olması” kurgulayanlar gibi “ne olacaksa Türkiye ile olacak” noktasına gelmeleri gayet doğal...
15 Mayıs 2013 Çarşamba
İlker Çınar: Mumcu, Kışlalı ve Okkan’ı TUSHAD öldürdü
Zirve Yayınevi davasının tanığı eski Astsubay İlker Çınar’dan şok iddialar geldi
Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Zirve Yayınevi katliamı davasında çarpıcı iddialar ortaya atıldı. Gizli tanık 'Deniz Uygar' kod adıyla bilinirken kimliği deşifre olan İlker Çınar, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy ve Gaffar Okkan cinayetlerinin faili olarak TUSHAD'ın bünyesindeki Siyah Kuvvetler'i gösterdi. Turgut Özal'ın ölümünün suikast olduğunu bizzat duyduğunu da dile getirdi.
Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Zirve Yayınevi katliamı davasında çarpıcı iddialar ortaya atıldı. Gizli tanık 'Deniz Uygar' kod adıyla bilinirken kimliği deşifre olan İlker Çınar, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy ve Gaffar Okkan cinayetlerinin faili olarak TUSHAD'ın bünyesindeki Siyah Kuvvetler'i gösterdi. Turgut Özal'ın ölümünün suikast olduğunu bizzat duyduğunu da dile getirdi.
12 Mayıs 2013 Pazar
Görmedim, duymadım, bilmiyorum-Abdurrahman Dilipak
1990’lı yıllarda Güneydoğu’da işlenen cinayetleri Bıçak Timi diye bilinen bir derin yapının gerçekleştirildiği iddia ediliyor. Haberlere göre bu timin isim listesine ulaşılmış.. İlk kez şubat ayında Milat gazetesinde bu konuda bir haber çıkmıştı. Savcılar işin peşine düşünce bu konuda önemli mesafeler kaydedildi..
Bu işlerin sağı solu, Alevisi, Sünnisi yok. Ya da Türkiye’de uygulananla Suriye’de Esed rejiminde ya da Mısır’da Mübarek rejimi tarafından uygulanan farklı değil. Hepsi sanki aynı Şeytani sistemin bir parçası gibi..
6 Mayıs 2013 Pazartesi
Hanefi Avcı olayı-Mustafa Akyol
2008 yılında açılan Ergenekon davası ile önemli bir süreç başladı Türkiye’de. Bugüne dek askeri darbeler yapmış, cinayetler işlemiş, “devlet içinde devlet” olmuş kriminal yapılara karşı bir “temizlik” harekâtıydı bu.
Demokrasiye ve özgürlüklere inanan hemen herkes destekledi bu süreci. Ben de destekledim.
Ancak zaman içinde bazı tuhaflıklar, acayip “arızalar” çıkmaya başladı ortaya.
Benim açımdan bunların ilki, polis şefi Hanefi Avcı’nin komünist Devrimci Karargâh örgütünün üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanmasıydı.
26 Nisan 2013 Cuma
Gizli Operasyonlar Birimi-Cem Küçük
Amerika Birleşik Devletleri dünyaya gücünü İkinci Dünya Savaşı'nda gösterdi. Savaş esnasında ABD Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya'ya yerleşti. Savaş sonrasında Nazi Almanyası'nın istihbaratçılarının bir kısmını alıp kendi psikolojik programlarına yerleştirdi. Amerika bu istihbaratçıları komünistlere karşı kullandı.
Amerika İkinci Dünya Savaşı'nın hemen ardından dünyaya nizam vermeye soyundu. 1948'de İtalya'da seçimlerde hile yaptı. 1949'da Fransa'da grevleri kırdı. Filipinler'de Quirino'yu, Guatemala'da Arbenz'i devirdi. 1953'de İran'da Ajax Operasyonu'yla Musaddık'ı devirdi.
ABD derin devleti Obama'yı ikaz ediyor!-Pentagon-CIA zorluyor, Obama direniyor!-Cem Küçük
ABD derin devleti Obama'yı ikaz ediyor!
1941 ila 1945 yılları arasında ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt'in yardımcısı Harry Wallace'tı. Çok dengeli bir siyasetçiydi. Barıştan yanaydı ve gereksiz gerginlikleri sevmiyordu. Roosevelt'in dış politikasını yerden yere vuruyordu.
1948'de seçimlerde Başkan aday oldu ama ince oyunlarla saf dışı kaldı.Komunist ve Sovyet ajanı olmakla bile suçlandı. Eğer Wallace başkan olsaydı bugun hen dünya hem ABD başka bir yer olurdu. Savaş lobisi ve Pentagon Wallace'ı istememişti.
MİT'in içindeki kontrgerilla nerede?- Cem Küçük
MİT'in içindeki kontrgerilla nerede?
Özel Harp Dairesi, eski adıyla Seferberlik Tetkik Kurulu Türkiye için elzemdir. İçeride ve dışarıda yapılabilecek açık ya da örtülü operasyonları önlemek için faaliyetler yürütür. Türkiye'deki kontrgerillanın yapısı ne yazık ki biraz değişik. Kendi vatandaşına komplo kurmak ya da ülkeyi kargaşaya sürüklemek için çalışmalar yürüten bir kontrgerilla olur mu?
Özel Harp Dairesi'nin ilk deşifresi 1974'de Kıbrıs çıkarmasında oldu. Kıbrıs'ta Rum Milli Muhafız Ordusu'nun tüm silah ve ganimet deposu Özel Harp Dairesi'nin kontrolüne girmişti. Kontrgerilla içerisinde o yıllarda üstteğmen olan Engin Alan'ın ayrı bir rolü vardı. Abdulllah Çatlı bu yapının kullandığı en önemli isimlerinden biriydi.
20 Nisan 2013 Cumartesi
Akil Adamlar - Mahir Kaynak
Önce bir saldırının nasıl değerlendirilmesinin doğru olacağını tartışalım. Genel eğilim eylemi gerçekleştirenlerin yakalanması, sonra sorgulanan bu kişilerin anlattıklarına göre bir hükme varılmasıdır. Bu çoğu zaman eylemi planlayanların hedefine ulaşmasına sebep olur. Eylemi planlayanlar kullanılan kişilerin yakalanmasını gözardı edemezler. Projelerinde bunların yakalanması durumunda yapılacakları önceden tespit ederler. Eylemi gerçekleştiren projenin hedefini bilmez. Genelde operasyon yapan örgütün, daha çok gizli servislerin elinde her düşüncenin izlenimini yaratacak kişiler vardır. Solcu, dinci, faşist vs tanımlarına uyan kişilerin olması gibi. Bu kişiler, doğrudan gizli servisle bağlantı kurmazlar. Eylemi planlayan gizli servis, bunları bağlantıların asıl amacını bilmeden, sanki görünen örgüt görevlendiriyormuş intibaı yaratarak arka plana çekilir. Yani rastladığımız solcu, dinci, faşist eylemi yapan kişiler kendilerini yönlendirenlerin siyasi amaca bağlı olduklarını düşünmekte kendileri de bu amaç için mücadele etmektedirler. Ancak yaptıkları eylemin sonuçlarını tahmin edemedikleri için farklı amaçlar için kullanılabilirler. Mesela sağcının eylemi solcuyu güçlendirebilir. Zaten siyasi planda eylemciler değil onlara zıt olanlar kazanır. Bizdeki bütün darbelerin sokak eylemlerinin hiçbirine benzer sonuç vermediği gibi.
16 Nisan 2013 Salı
Alevi ve Sünni köylerine silah niye dağıtıldı? / MUSTAFA GÜRLEK
Alevi ve Sünni köylerine silah niye dağıtıldı?
15 Nisan 2013 / MUSTAFA GÜRLEK
1993 yılındaki Başbağlar katliamından sonra Alevi ve Sünni köylerine silah dağıtıldığı ortaya çıktı. Olayın tanığına göre, köylülere Tunceli otobüslerini silahla tarama teklifi yapıldı. Amaç, büyük bir Alevi-Sünni kavgası çıkarmaktı.
Sivas’ta 35 kişinin can verdiği 2 Temmuz 1993 tarihli Madımak olayından 3 gün sonra Erzincan Kemaliye’ye bağlı Başbağlar köyünde 33 vatandaş katledildi. Katliamı yapanlar, cesetlerin yanına “Sivas’ın intikamı alınmıştır” notu düşmüştü. Bu, saldırıyla bölgede Alevi-Sünni çatışması hedeflendiğinin açık bir göstergesiydi. 20 yıl sonra ortaya çıkan yeni bilgiler, Sivas ve Başbağlar’ın aynı derin güçler tarafından organize edildiğini gösteriyor.
30 Mart 2013 Cumartesi
Ergenekon’a Özkök darbesi!/ HIDIR ALA
6 Ağustos 2012 / HIDIR ALA
Eski Genelkurmay Başkanı Özkök’ün Ergenekon Davası’ndaki tanıklığının hukuki sonuçları elbette olacak. Ancak toplum ve siyasetçilerin çıkaracağı ders de en az onun kadar önemli. ‘Ne günler geçirmişiz’ diye düşünmeden edemiyoruz.
Ergenekon Davası’nda 214 duruşma ve 4 yıl geride kaldı. Ümraniye’de ele geçirilen el bombalarıyla başlayan süreç, 273 sanıklı bir davaya dönüştü. Türkiye’nin yakın geçmişinde çok önemli makamlarda oturanların da aralarında bulunduğu kişiler sanık sandalyesine oturdu. Yargılamanın artık sonuna yaklaşıldı. Tüm sanıkların ifade ve savunmaları tamamlanarak tanık dinlenmesi aşamasına geçildi. Uzunca bir süredir de gizli ve açık tanıklar dinleniyor. Şüphesiz ifadeleri her kesim için önem arz eden kişi Genelkurmay eski Başkanı Emekli Orgeneral Hilmi Özkök’tü. Darbe iddialarıyla ilgili zaman diliminde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bir numarası olan Özkök, pek çok olaya da vakıftı. Dolayısıyla “tanık” olduğu olaylar, davanın seyrini de etkileyecekti.
27 Mart 2013 Çarşamba
Avrupa Gladyosu, Alman derin devleti ve Hablemitoğlu cinayeti-Cem Küçük
Soğuk Savaş'ın bir ürünü olan NATO'nun gizli orduları ya da diğer adıyla Stay Behind (Geride Duranlar) her türlü illegal faaliyetin yürütüldüğü merkezlerdi. İtalya'da küçük bir kısmı dışında NATO'nun gizli yapılarının hiçbiri açığa çıkartılmadı.
8 Mart 2013 Cuma
Gaffar Okan ve Üzeyir Garih cinayetleri-Cem Küçük
İnsan hafızası 21 günde her şeyi unuturmuş. Hangi olayı duyarsa duysun, hangi olayın şokunu yaşarsa yaşasın insan belleği 21 gün sonra sıfırlanıyormuş. Bizim gibi her gün şok üstüne şok yaşanan ülkelerde hangi olayı hatırlayacaksınız, o da ayrı bir konu.
Derin devletin devamı için PKK bahane oldu/ MUHSİN ÖZTÜRK
3 Eylül 2012 / MUHSİN ÖZTÜRK
Hilmi Özkök’ün darbe davalarındaki tanıklığından sonra ‘Pandora’nın kutusu yeni açıldı’ diyen Murat Yetkin yakın siyasî tarihe ilişkin gözlemlerini aktarıyor. “Necmettin Erbakan istifa etmeseydi, 28 Şubat olmazdı” diyor mesela...
1 Mart 2013 Cuma
Alman Ergenekonu’nun Türkiye Tezgahları!-Aziz Üstel
Alman Ergenekonu 1952’de kuruldu, kuranlar eski Naziler ve General Gehlen’di. Ve bunların tezgahları ilk kez 1990’da ortaya çıkartıldı.
Alman Komünist Partisi (KPD) ve Alman Sosyalist Partisi’ne (SPD) karşı, aynen Türkiye’de 12 Eylül öncesini hatırlatan tezgahlar kurdular. Bunun için de 17 bin üyeli BDJ’yi (Alman Gençlik Federasyonu) kullandılar. BDJ aslında paravandı; arkasında Technischer Dienst (TD-Teknik Hizmetler Birim) vardı. Bu TD, paramiliterer bir örgüttü.
21 Şubat 2013 Perşembe
Özel Kuvvetler- Hizmete Özel-Yıldıray OĞUR
Geçen hafta Genelkurmay Başkanlığı, MİT’ten TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu’na giden Hrant Dink’in Özel Kuvvetler Komutanlığı’na bağlı Beyaz Kuvvetler tarafından öldürüldüğünü söyleyen bir ihbar mektubunun basında yer alması üzerine bir açıklama yaptı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



.jpg)

.jpg)

.jpg)
.jpg)



.jpg)





