18 Aralık 2012 Salı

Finali görmeden hiç kimse paçaları sıvamasın! -Zehirlenme Var, Kaçış Yok! -Tamer Korkmaz


Finali görmeden hiç kimse paçaları sıvamasın!

Dikkat buyurunuz, bugünkü yazımı tarihe not düşmek üzere "özellikle" yazıyorum.

Kafaların taammüden karıştırıldığı böylesine bir vasatta…

Üstüne üstlük…

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Adli Tıp'ta hazırlanan Turgut Özal raporu bağlamında dün açıkladığı "Zehirlenme bulgusu yok, ölüm nedeni net değildir" şeklindeki kararına rağmen…

Bir defa daha, ısrarla söyleyeyim…

Ya da, rahmetlinin tabiriyle "açık seçik" ifade edeyim:

-Turgut Özal, zehirlenerek öldürülmüştür.

Nokta.

*

Yani?

Henüz maç bitmedi.

Hakem maçın nihai sonucunu ilan etmeden hiç ama hiç kimse zafer şarkıları falan söylemesin:

Özelikle de "Özal'ın zehirlenerek öldürüldüğü iddiası safsatadır" diyen Süleyman Demirel!

Savcılığın beyanından sonra…

Gayet tabii, Süleyman Bey Güniz Sokak'taki evinde keyiflenmiştir…

Ancak…

Bakın, buraya yazıyorum:

Henüz, filmin son sahnesine gelmedik!

Şimdilik, "Özal Soruşturması'nın devam ettiğini" hatırlatmakla yetiniyorum.

*

Peki ya, geçen haftadan beri bu "Zehir var ama ölüm nedeni değil" yollu, sağlı sollu "bir dolu yayın" neyin nesiydi?

Gündemin zehirlenmesiydi.

Hakikati karartabilmek hesabıyla hareket edenler ön almak istediler, zihinleri itina ile bulandırma gayretine giriştiler.

Savcılığın açıklamasından itibaren de…

"Bakın, gördünüz mü? Ne demiştik?

İşte Turgut Özal'ın zehirlenmediği kesin olarak anlaşıldı, öldürüldüğü iddiası kocaman bir yalandan ibarettir" demeye başladılar.

*

Hayattaki şu kaçışı mümkün olmayan temel hususu ise unutmuş görünüyorlar:

Gerçeğin eninde sonunda ortaya çıkmak gibi "kötü" bir huyu vardır!

*

Medyamızda geçen haftadan bu yana hangi başlıklar atılmıştı, birlikte okuyalım:

-Özal'da zehir var, zehirlenme yok. (Sabah)

-Adli Tıp raporunu yazdı, bir şehir efsanesi çöktü: Özal zehirlenmemiş (Posta)

-Özal zehirlendi iddiası fos çıktı (Sözcü)

-Zehir var, zehirlenme belli değil (Milliyet)

-Zehir var, ölüm nedeni değil (Hürriyet)

-19 yıllık şehir efsanesi çöktü (Star)

*

Bu başlıkları artı bugünden itibaren atılacak benzerlerini, ayrıca köşelerde yazılmış olanları ve dahi yazılacakları ihtimamla saklayınız.

Siz saklamasanız da ben saklayacağım!

Özellikle de…

Mehmet Ali Birand'ın Posta'daki "Özal'ın mezarı boş yere açılmış" başlıklı yazısı ile…

Bir başka kesin hüküm bildiren…

Taha Akyol'un Hürriyet'teki "Özal'ın ölümü zehirden değil, peki neden?" başlıklı yazısını itina ile saklayacağım!

*

Ha, bu arada unutmadan…

Siz, asıl "işbu yazıyı" saklayınız:

Lazım olacak!


Zehirlenme Var, Kaçış Yok!

Aklımızı peynir ekmekle yememizi istiyorlar. "Özal zehirlendi paranoyasını bırakın artık" diye racon kesiyorlar.

Hakikatin üzerini örtebileceklerini sanıyorlar.

En ziyade ayar çeken de Doğan Medyası'ndan Taha Akyol; yıllardır kendisini "trafik polisi" yerine koyuyor ya, Özal gündemiyle de "durumdan vazife çıkarmış" görünüyor.

Ufuk Güldemir yaşasaydı; Taha Akyol'dan bahis açıldığında istisnasız yaptığı gibi, bir defa daha "Abdi İpekçi'nin katili Mehmet Ali Ağca'nın cebinden çıkan Hergün gazetesinin yayın müdürü" diye seslenirdi!

*

Turgut Özal'ın zehirlenerek öldürüldüğü hakikati örtbas edilmek isteniyor. Adli Tıp Raporu, devamında savcılığın açıklaması; "Zehir var ama zehirlenme yok" çikletini çiğneyen cephenin taşlarını dökmesine vesile oldu.

"On dokuz yıllık Paranoya'nın…

Şehir Efsanesi'nin…

Komplo Teorisi'nin sonu!" diyerek…

Mangalda kül bırakmadılar.

Keşke, bunlarla da yetinmeseler, biraz daha atıp tutsalar!

Niye mi?

Harcadıkları bütün "yalan dolan dezenformasyon" mermilerinin kovanları lazım olacak da, ondan…

*

Turgut Özal gerçeğinin üzerini örtebilmek için kırk takla atıp "Komplo teorileri, bir tür toplumsal terapi haline dönüştü" diyebiliyorlar; bunu yazarken hiç utanmıyorlar.

1990-2003 yılları arasındaki "17 bin 500 yüz faili meçhul"ü de "teori" kabul ederek unutmamızı, yok saymamızı istiyorlar.

Asla unutmayınız…

Medyamızda "Bütün bunlar komplo teorisidir, geçiniz" söyleminin müdavimleri sistematik olarak örtbas etme misyoneridir:

Vazifelerini yapıyorlar!

*

Kennedy Suikastı'ndaki gerçeği hasıraltı etmeye yarayan resmi tezin, 1 Mart 1969'daki Clay Shaw Davası esnasında başsavcı Jim Garrison tarafından paramparça edilerek çürütülmüş olduğunu…

Amerikan kamuoyu ancak yıllar sonra, 1991'deki JFK filmi sayesinde öğrenebilmişti!

"Komplo Teorisi" etiketçileri mi?

Pişkinliğe vurup misyonerliklerinin gereğini yapmışlar, hiçbir şey olmamış gibi davranmışlardı.

*

ÖZAL, "GÜÇ ODAKLARI" DİYORDU

Turgut Özal, 1988'deki kendisine yönelik (Kartal Demirağ'ın tetikçisi olduğu) suikast girişiminin arka planını araştırmış ve "arzın merkezi"ne ulaşmıştı.

Ne var ki, yalnız kaldığı bu mücadelede daha ileriye gidemedi.

Gerçeği kamuoyu ile paylaşamadı…

Yine de, bazı mesajlar vermeye çalışan bir Özal vardı:

"Güç Odakları" demeye başlamıştı!

Özal'ın üstü kapalı bir biçimde sözünü ettiği güç odağı mı? Türkiye'deki bütün kurumların, Meclis'in, Cumhurbaşkanı'nın, Başbakan'ın da üzerinde olan ve askerlerin de bağlı bulunduğu "Üst Yapı" idi.

Gizli Konsorsiyum'un başında bir yabancı vardı.

Kimi "şöhretli isimler" de çekirdek kadrodaydı. ABD-NATO'nun politikaları ve talimatları doğrultusunda çalışan bu gizli yapıya hiç kimse hesap soramıyordu.

"1992'nin ilk aylarında Özal'ın kalemini kıran" ve de "1993'te ortadan kaldıran" işte bu derin yapıdır.

*

İşte buraya yazıyorum:

Turgut Özal'ın zehirlenmesinin, birkaç safhada gerçekleşmiş bir süreç olduğuna dair sağlam, kesin bilgiler var.

Zehirlenmenin, Turgut Bey'in 21 Nisan 1992'de tedavi amacıyla ABD'ye gittiği (uzun süren) ziyaret esnasında "verilen ilaçlarla" başladığı ifade ediliyor.

22 Nisan günü "prostat tümörü" teşhisi konulan Turgut Özal, 2 Mayıs'ta Houston'daki Methodist Hastanesi'nde başarılı bir prostat ameliyatı geçirmişti.

Aldığı bazı ilaçlarla artı tedavi sürecinde yapılan iğneler yoluyla icra edilen…

Zincirleme bir zehirlenmeden söz ediyoruz!

*

Şimdi, bakınız ne diyeceğim?

28 Şubat belgeleri…

Mesela, Çevik Bir ve İlhan Kılıç'ın ABD ziyaretindeki (21 Şubat 1997) gizli görüşmelerinin belgesi "Kozmik Oda"dan çıkmıştı.

Acaba, Turgut Özal gerçeğini anlatan belgeler de oradan mı çıkacak?


Hiç yorum yok: