21 Aralık 2012 Cuma

Faize Kurban Mutluluklarımız -ARZU BAL


Evi olmayana, araba alacağa, tatile gitmek isteyene, çoluk çocuğun okul masrafına, üniversiteli kızımıza, askere gitmek istemeyen ağabeyimize, çorabı delinmiş dedeye, şalvarı eskimiş nineye, hastalanmış teyzeye… Kısaca hemen her kesime hitap etme olgunluğuna erişmiş, halkımızın mutluluğu(!) için kendini ‘para’layan bankalarımız var artık.

Globalleşme çabalarımız amaca ulaştı kısmen de olsa. Köylü-kentli, işçi-memur, aylak-kalpazan demeden tutturabildiği kadar kredi veriyor bankalar. Yeni dünya düzenine ayak uydurduk, biraz daha uğraşsak başımız uzaya değecek. Uzayı karıştırmanın, gezegenleri birbirine düşürmenin derdine düşeceğiz sonra. Şu an için; ayaklarımız az da olsa yere basarken,”kardeşim” diyebildiğimiz ilişkilerimizi yitirmemişken, toplum olarak çelişkilerin, iç hesaplaşmanın tam da yangın yerinde olup biteni şaşkın halde izlerken, mutluluğun yolunun bankalardan geçmediğini, geçmemesi gerektiğini ispata çalışacak bu yazı.

Sistem üç aşağı beş yukarı belli… Belirli bir yüzde faizle vadeli para alıyorsunuz yahut kredi kartı çıkartıyorsunuz. Sonra ödeme planı başlıyor, taksitler aksıyor, faiz artıyor; kazanan banka, kaybeden biz oluyoruz. Zamanında ödendiğinde bile kârlı çıkılmayan işten zamanı geçince kârlı çıkmayı beklemiyor zaten kimse. Kredi kartları cüzdan dolduruyor, limitleri maaşı beş’e on’a katlıyor. Kazanılan parada bir fakirin, yetimin hakkı olabileceği düşünülmeden hoyratça har vurulup harman savruluyor, üzerinden mutluluk hesapları yapılıyor. Son model telefonlar bir çocuğun gülümsemesinin sıcaklığını bağışlayamıyor modern insana. Kaçmasın diye tabiri caizse, saldırı halinde yapılan alışverişler, bir yetimin başını okşadığı zaman ki mutluluğu bağışlayamıyor hiç kimseye.

O kadar küçülttük, o kadar küçülttük ki gözümüzde, “bankanın hakkı o para” safsatasına inandık fena halde. Üç alıp beş ödemeye öyle kaptırdık ki kendimizi, peygamberimizin “Faiz alana da verene de lanet olsun!” hadisi uğramıyor ticaretlerimize. Globalleştik çünkü, modern yaşıyoruz. Kimse kimseye karşılıksız ödünç para vermiyor. Acil bir ihtiyacınız olsa, kimseye derdinizi açamıyorsunuz. Her inandığından darbe yemiş biçare insan bankaya sarılıyor son umut. Fırsatları avantaja çevirmekte üzerlerine tanımayan profesyonel kurumlarımız, tuttu mu bırakmıyor, müşküllerinizi hallediyor; sizi ebedi bir müşküle gark etme pahasına…

Hacı Veyiszade Mustafa Efendi, “Faizli kurumların önünden hızlıca geçin.” dermiş cemaatine. Para almaktan, faize bulaşmaktan çok daha önceki mevzu bu... Yolda yürürken ola ki bir banka vs. çıkarsa karşınıza ki artık çıkmaması mucize, yolunuzu değiştirin, zikzaklar çizin kaldırımlarda. Böylesi bir hassasiyetten bankaları mesken tutan hale nasıl geldik düşünmek, konuşmak lazım. Bu zamanda bu sözleri fiiliyata döken çok az kişi kaldı malumumuz. Mevcut düzenden kaçmayı başaramadığımız her kazancın bereketi de kuş olup uçtu uzak diyarlara. Bir gün geri dönme umudu yaşıyor Hz. İbrahim yadigârı…

Peygamberimizin buyurduğu üzere, öncelikle kendimiz faize karışmasak, akabinde faize giden yolları kapatsak gerçek birer Müslüman olacağız. Darda kalanın sıkıntısına yardım etsek bu sayede ona nefes aldırsak, Allah da bize kıyamet günü, canhıraş kargaşa da nefes aldıracak. Biz bir Müslüman’a yardımcı olsak, Allah bizim ebedi yardımcımız olacak. Adaleti, saygıyı, dürüstlüğü mahfazalarda tutmak yerine uygulamaya geçirsek, faiz denilen bu illet dünyamızda kendine yer bulamayacak.

Bütün bunlar çok mu zor? Evet, şu an için çok zor. Hayatı bankalarda yaşayan toplumumuzda “haydi kredi kartlarımızı iptal edelim, yepyeni bir düzene uyanalım yarın!” deseniz, delilik, yobazlık, gericilik olur bu yaptığınız. Çünkü büyüyeceğiz, daha çok kazanıp kendimizden geçeceğiz! Keşke asıl gayemizin büyümek değil de, yaradılış gayemizi gerçekleştirmek olduğunu anlayabilseydik. Keşke modern hayat imajının, İslam medeniyeti yanında adı bile olmayacağını anlayabilseydik.

Bir ayet ki net bir ifadeyle çizgi çekiyor bütün mazeretlerimizin üzerine. Allah Teâlâ buyuruyor: “Faiz yiyenler kabirlerinden şeytan çarpmış kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bunun sebebi ‘Alışveriş, tıpkı faiz gibidir’ demeleridir. Hâlbuki Allah, alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden öğüt gelir de faiz yemekten vazgeçerse geçmişi onun olur. Hakkındaki hükmü de Allah’a kalır. Kim de döner, tekrar faiz alırsa işte bunlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. (Bkz. Bakara sûresi, 2:275)

Hiç yorum yok: