11 Kasım 2012 Pazar

Kolesterol Teorisi Nakavt Oldu -Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta


İlaç endüstrisinin hegemonyası altındaki tıp bilimi, iyi kolesterol adıyla da bilinen HDL-kolesterolü artırmanın kalp krizleri ve felçleri önlediği masalını anlatmaya devam ededursun. Lancet isimli tıp dergisinde yeni yayınlanan bir araştırma kolesterol teorisine indirici yumruğu vurdu. Harvard Tıp Fakültesi uzmanları, HDL-kolesterolün kalp krizi üzerine etkilerini genler ve hastalıklar arasındaki ilişkiyi test eden “Mendel randomizasyon tekniği” ile araştırdılar. Bu araştırmacılar daha önce insanların yüzde 2.6’ sında endotelial lipaz geninde rastlanan varyasyonunun HDL-kolesterolü 6 puan kadar yükselttiğini belirlemişlerdi. Kalp krizi geçirmiş olan 21 bin kişi ve kalp krizi geçirmemiş olan 95 bin kişinin incelendiği araştırmada bu gen varyasyonuna sahip olanlarda HDL-kolesterolün yüksek olduğu ama bunlarda kalp krizlerinin diğerlerinden farklı olmadığı ortaya çıktı.

Araştırmada daha sonra 53 bin 500 kişide HDL-kolesterolü artıran 14 gen takımına bakıldı ve bunlarda da kalp krizlerinin azalmadığı belirlendi. Araştırmanın uzmanlarından Kathiresan şunları söylüyor: “HDL-kolesterolleri normalden yüzde 10 fazla olan bu kişilerde kalp krizlerinin yüzde 13 az olmasını bekliyorduk. Bu sonuç bizim için çok büyük bir sürpriz oldu. HDL-kolesterol düşüklüğüne yol açan obezite, hareketsizlik, sigara, ensülin direnci, küçük LDL tanecikleri gibi pek çok faktör olabilir. HDL-kolesterol-kalp krizleri arasındaki ilişki bu faktörlerle izah edilebilir. Başka bir deyişle HDL-kolesterolü artıran faktör kalp krizi riskini de azaltıyor olmalı.”

HDL-kolesterolü yükselten ilaçlar işe yaramıyor

Daha önce östrojen tedavisinin HDL-kolesterolü artırdığı ama kalp krizlerini azaltmadığı belirlenmişti. Ardından iyi kolesterolü artıran fibrat ve niacin gibi ilaçların işe yaramadığı anlaşıldı. CETP-inhibitörleri olarak bilinen ve HDL-kolesterolü artıran ilaçlarla yapılan araştırmalar da fiyaskoyla sonlandı. Bu gruptan torcetrabip ile yapılan çalışmalar 2006 senesinde kalp krizi ve felçleri “artırdığı” gerekçesiyle durduruldu. Roche firması bundan bir hafta kadar önce dalcetrabip’ in de kalp krizlerini önlemede bir faydası olmadığının anlaşıldığını sebep göstererek bu ilaçla yapılan 6 çalışmayı da sonlandırdığını açıklamıştı.

Amerikalı uzmanlar ne diyor?

New York Times’ a konuşan Teksas Üniversitesi profesörlerinden James de Lemos kolesterol teorisini “yediği yumrukla sendeleyip ringin iplerine yaslanan bir boksöre” benzetiyor. Milli Kalp Akciğer Kan Enstitüsü kalp-damar hastalıkları bölüm başkanı Dr. Lauer de aynı görüşü paylaşıyor: “Bu araştırmaya göre iyi-kolesterolle ilgili düşüncelerimizi sil baştan yapmamız gerekiyor. HDL’ nin bu hastalıklardaki rolünün ne olduğu yeniden belirlenmeli; tabii rolü varsa.” Cleveland Kliniğinin kardiyo-vasküler hastalıklar bölüm başkanı Steven Nissen ise her zaman olduğu gibi zeytinyağı misali üste çıkma çabasında: “Ben iyimserim” diyor ve ekliyor: “HDL işi biraz karışık. Bazı HDL-molekül tiplerinin kalp hastalıklarına karşı koruyucu olması mümkündür”. Nissen’ in ilaç çalışmalarından senede milyonlarca dolar kazandığını söylememe gerek var mı bilmem.

Bakalım Küçükusta ne diyor?

Bundan dört sene kadar evvel (21.8.2008) Star gazetesinde yayınlanan “Kolesterol değil, kafayı kolesterol yüksekliğine takmak tehlikeli” başlıklı makalemde aynen şunları yazmıştım: “Kanlarında LDL-kolesterol yüksek olanlarda kalp krizi riskinin arttığı, HDL-kolesterol yüksek olanlarda ise bu riskin azaldığını gösteren bazı araştırmalar vardır. Başka bir deyişle, HDL/LDL oranın düşük olması koroner kalp hastalıkları için bir risk faktörü olarak kabul edilir. Ancak, risk faktörü hastalıkla aynı şey değildir. Kalp krizine yol açan bir faktör aynı zamanda HDL/LDL oranını da azaltıyor olabilir. Meselâ sigara içilmesi, obezite, hareket azlığı, diyabet, stres, hipertansiyon LDL’ yi artırır, HDL’ yi azalır, dolayısıyla HDL/LDL oranı da azalır. Kalp krizi veya inme HDL/LDL oranı düşük olduğu için değil, bu risk faktörleri yüzünden meydana gelir. Tek başına kanda kolesterol yüksekliği veya HDL/LDL oranı düşüklüğü tehlikeli bir şey değildir. Bu nedenle de sadece kanda kolesterol, HDL ve LDL ölçtürülüp bunların sonuçlarına bakıp strese girmenin manası yoktur.”

Gelelim Neticeye

İlaç firmaları ve onlardan beslenen sözde bilim adamları dışında iyi kolesterolü yükselterek kalp krizlerinin önleneceğini söyleyen yok. LDL-kolesterol yani kötü kolesterol için de durum tıpatıp aynı. Kalp krizlerini, felçleri ve bunların sebebi olan aterosklerozu (damar sertliği) kolesterol değerleri üzerinden tedavi etmeye çalışmak ilaç firmalarının ekmeğine yağ sürmekten başka bir şey değildir. Kolesterol teorisini iplere yaslanmış boksöre benzeten profesöre de bir çift sözüm var: “Ey Lemos, ne ipe yaslanması. Teori iki-seksen uzanmış yatıyor. Hakem başında sayıyor: Bir İki Üç.

Tıp bilimi tüm masumiyetini yitirdi

Ey ilaç düşkünü, sözde bilim adamları, sözüm size: İlaçları, firmaların propagandistleri gibi savunmayı bırakın. Üreticilerinin ilaca hangi gözle baktıklarını görün. Görün de uyanın. Onların hedeflerinin insanların sağlığı değil cüzdanı olduğunu aklınızdan çıkarmayın. İlaç artık sağlık için değil para kazanmak için üretilen bir metadır.

Hiç yorum yok: