24 Ağustos 2013 Cumartesi

Askeri demokrasinin güvencesi sayanların gafleti! Aziz Üstel

Batı’nın televizyona çıkıp ahkam kesenleri, kaleme sarılanları, İslamofobilerini “özgürlükçü, tarafsız, liberal” gibi sözcüklerle cilalayan yorumcular, düşünürler, siyasileri Arap Baharının bir yalan olduğunu, demokrasi yerine kargaşa getirdiğini öne sürüyorlar. Gönüllerinden geçeni kusanlarsa, İslam’ın hoşgörüden yoksun, uzlaşmadan uzak olduğu için demokrasinin Müslüman ülkelerde hiçbir zaman uygulanamayacağını söylüyorlar.

Bu görüşler gerçeği yansıtmıyor. Herkesin pembe bulutlar üzerinde koşuşturduğu, hayaller kurduğu, Arapların sokaklara döküldüğü ve üç diktatörü alaşağı ettiği günler uzaklarda kaldı. O sokaklara dökülenlerin büyük bir çoğunluğu hayal kırıklığına uğradı; yaşamları belki de eskisine oranla çok daha kötü.

SULTAN KANUNİ DE AYAMAMA'DA MAHSUR KALMIŞTI-Prof.Dr.Ekrem Buğra Ekinci

Mevsimler, iklimler, tabiat hâdiseleri 20, 50, 100, hatta 500 yıl gibi periyodlar takip eder. “50 yıl önce böyle soğuk olmuş”, “80 sene evvel de böyle sel gelmiş” derler. Büyükannem 1929 senesinde çok büyük bir sel geldiğini, arabaları, ağaçları ve insanları sürükleyip götürdüğünü, bir daha bu kadar büyüğünü görmediğini anlatırdı. Eskiler için sel zelzeleden sonra, yangından önce gelen bir âfetti. Dualarda Allah’ın himayesi istenen belâ-yı arziyye zelzeleyi, belâ-yı semâviye de seli ifade ederdi. Yağmur yağmadığı zaman “Ya rabbi hayırlı yağmurlar ver!” diye dua ettikleri gibi, yağdığı zaman da endişeyle “Ya rabbi âfetinden koru!” demeyi ihmal etmezlerdi. Yağmur yağdığı zaman evden dışarı çıkmayan, şimşek ve gök gürültüsünden korkan, endişe içinde yağmurun bitmesini bekleyen İstanbul hanımlarına yetiştik.

Sel âfeti insanlık tarihi kadar eskidir. Peygamberlere kafa tuttuğu için sel âfeti ile helâk olanların menkıbeleri çoktur. Dünya büyük sellerle büyük tufana boğulmuş, ancak Hazret-i Nuh‘un yaptığı gemiye binen müminler kurtulmuştur. Kur’an-ı kerimde anlatılan seyl-i arim denilen sellerle Yemen’deki meşhur Mârib Barajı yıkılıp, Sebe ülkesinin dillere destan şehirleri, binâları, bahçeleri hâk ile yeksân olmuş; halkın ekserisi ülkeden göç etmek zorunda kalmıştı. Gassân kabilesi Şam’a, Ezd kabilesi Amman’a, Huzâa kabilesi Tihâme’ye, Huzeyme kabilesi Irak’a, Evs ve Hazrec kabileleri de Yesrib’e (Medine-i Münevvereye) yerleşti.


Yemen'deki dillere destan Mârib barajı'ndan kalıntılar

AVA GİDERKEN...

YALOVA ALINDIĞINDA OSMAN GAZİ HÜKÜMDARDI-Prof.Dr.Ekrem Buğra Ekinci

OSMANLI DEVLETİ NE ZAMAN KURULDU?

Osmanlı Devleti’nin Yalova’da mı yoksa Söğüt’te mi kurulduğu yönünde tartışmalar yaşanıyor. Yalova Osmanlıların ilk fethettiği beldelerdendir. Fetih tarihi 1323 senesidir. Şüphesiz 1302 tarihli Bafeus Muharebesinden çok önce Osman Gâzi hükümdar gibi icraatta bulunuyordu.

 

Sultan II Abdülhamid Han, Karakeçili gençlerinden bir muhafız alayı kurmuş; bu alaya Söğütlü Ertuğrul Alayı denmişti.

1999 senesi Osmanlı Devleti’nin kuruluşunun 700. yıl dönümü idi. Ancak zelzele bahanesiyle zamanın cumhurbaşkanı sayesinde kutlamalar çok sönük geçmişti. O zaman bile bu tarihin doğru olup olmadığı münakaşa edilmemişti. Geçenlerde kıdemli bir tarihçimizin, Osmanlıların kuruluşunu 1302 senesinde Yalova yakınlarında Bizanslıları yendiği Bafeus Muharebesi olarak verişi Yalovalıları çok memnun etti şüphesiz. Yalova, böyle tanıtıma ihtiyacı olmayacak kadar güzel bir yer. Ama eski köye yeni âdet getirmek de kolay değil.

YUNANLILARIN KÜÇÜK ASYA FELÂKETİ-Prof.Dr.Ekrem Buğra Ekinci

1918, Osmanlılar için felaketlerin üst üste geldiği bir sene oldu. Mânâsızca girilen bir Cihan Harbi neticesinde ordularımız hezimete uğramış; harbin mesulleri ülkeden kaçmıştı. Bu arada hiçbir işe karışmayan ihtiyar Sultan Reşad vefat etmiş, yerine kardeşi Sultan Vahideddin geçmişti. Yeni padişah, bir yangın yerinde tahta oturduğunu anladı. Bu arada düşmanlar Çanakkale‘yi geçerek İstanbul‘u işgal etti. Artık İstanbul hükûmeti bu şartlarda en ehven siyaseti takip etmek durumunda idi.

 

Bir Yunan birliğinin Anadolu'daki ilerleyişi 

İTTİHATÇI OLMAYAN BİR PAŞA

Osmanlı ve İsrail...Prof.Dr.Ekrem Buğra Ekinci

Osmanlı ve İsrail...

Romalıların Kudüs’ü yakıp yıktığı 70 yılından sonra Yahudîler dünyaya dağıldılar. Her yerde aşağılandılar, eziyete uğradılar. O zamandan bu yana kendilerini bir devlet altında toplayacak kurtarıcı mesih beklerler. Sahteleri bir yana, mesihin gelişi gecikince, bazı Yahudî idealistleri, bir devlet kurmak üzere harekete geçti. İlk defa 1897’de İsviçre’nin Basel şehrinde toplanan bu topluluğa Siyonist dendi. Siyon, Kudüs’te Hazret-i Süleyman’ın yaptırdığı Mescid-i Aksâ’nın üzerinde bulunduğu dağın adıdır. Burası Tevrat’ta kendilerine va’d edilmiş topraktır (arz-ı mev’ûd). Şam toprağı gibi Filistin’i Kur’an-ı kerim de mukaddes kabul eder.


ARZ-I MEV'UD NERESİ?

Türklerin İslâma katkısı-Prof.Dr.Ekrem Buğra Ekinci

İslâm dininin Sahabeden sonra en hâlisâne katkıyı Türklerden gördüğünü pek çok tarihçi itiraf etmektedir. İslâmiyetin onca bâdire atlatıp bugün yeryüzünde mevcut olması bile bunun isbatıdır.

Türkler, öteden beri muharip bir milletti. Uzun harplere, seferlere, tabiî şartlara mukâvemetleri güçlüydü. Müslümanlığa girdikten sonra, yeni dinlerini gönülden benimsediler. Eski âdetlerinden buna uymayan hususları tamamen terk ettiler. Eski günleri de özlemediler. Bu hasletleri, onları İslâmiyetin bayraktarı yaptı. İslâmiyet, Türklerin elinde geniş topraklara yayıldı. Avrupa içlerine, Çin ve Sibirya’ya dayandı. Buna, Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi deniyor. Türkler, Hıristiyanlığın merkezi olan Roma’ya “Kızılelma” demişler ve fütuhatlarının nihaî hedefi olarak burasını tesbit etmişlerdi.


Anadolu’nun kapılarını İslâmiyete açan Sultan Alparslan, “Biz Türkler, temiz Müslümanlarız. Bid’at nedir bilmeyiz. Onun için Allah bizi aziz kıldı!” diyerek muvaffakiyeti temiz inançtan bilmiştir.

22 Ağustos 2013 Perşembe

‘Demokratik darbe’ kuramının mucidini takdimimdir-Mars’a ve darbeye meraklı bir Türk genci-Taha Kıvanç

‘Demokratik darbe’ kuramının mucidini takdimimdir

Mısır’da demokrasiye müdahaleye Batılı yönetimlerin seyirci kalmasının ardında bir ‘strateji’ değişikiği seziyor ve onu destekleyecek bir ‘kavramlaştırma’ bulunabileceğini düşünüyordum da, değişikliğin fikir babasının bir Türk olabileceğini aklımın ucundan bile geçirmemiştim...

Mısır’da demokrasiye müdahaleye Batılı yönetimlerin seyirci kalmasının ardında bir ‘strateji’ değişikiği seziyor ve onu destekleyecek bir ‘kavramlaştırma’ bulunabileceğini düşünüyordum da, değişikliğin fikir babasının bir Türk olabileceğini aklımın ucundan bile geçirmemiştim...

Suikastlar neden oluyor, koltuklar neden gidiyor? Taha Kıvanç

Önemli hizmetlerin içinde bulunan bir dostum, “Neden bize ters bakıyor?” diye şikâyetini dile getirdi. Ters bakmasını dert ettiği kişi de ülkemizin öndegelen bir şahsiyeti... Önce ne diyeceğimi bilemedim; sonra... Sonra, “Edward Snowden’in anlatmaya çalıştıklarına kulak verirseniz” dedim, “Nasıl bir dünyada yaşadığımızı ve kanaatlerin nasıl oluştuğunu anlarsınız...”
Aslında siyasiler ve hükümetler de Edward Snowden’e kulak verse iyi olur...
Şu sırada Moskova’nın Sheremetyova Havaalanı’nda âkıbetinin ne olacağına Putin’in karar vermesini bekleyen Edward Snowden idealist bir genç. CIA ile irtibatlı Booz Allen Hamilton(BAH) adlı şirkette çalışırken, şirketinin CIA adına dünyanın dört bir tarafına kulak kesildiğini fark etmiş. İnternet üzerinde yapılan bütün yazışmaları, mesajlaşmaları, konuşmaları kaydediyormuş BAH. Kendisinin yetmediği noktalarda, FacebookTwitterMicrosoft şirketleri, üzerlerinden yapılan tüm muhaberatı, BAH’ye kendileri teslim ediyormuş...

Karmakarışık işler-Meğer darbe ‘Geliyorum’ demiş...Mısır’da olanları anlatıyorum, ama tuzağa düşmeden...-Darbeler destekçilerini hep mahçup etmiştir-Gen. Sisi’nin Amerika günleri...-Merak edenlere Gen. Sisi’nin tezini takdimimdir-Tek bölümlük Akbaba filmi-“Aptal gibi suç olsam, yine de oynar mısın benimle?” Hilâfet oyunu, sil baştan?Taha Kıvanç

Karmakarışık işler


Ne diyordu el-Cezire? Şunu: ABD’nin bazı sivil toplum örgütü görüntülü kuruluşları Mısır’daki kargaşaya körükle gidiyor, kargaşayı çıkartacak kişileri parayla besliyor... İşte belgeleri... Bu belgeleri, Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nden aldım, o da devletten almış...
Bir eski polis şefi, adı Omar Afifi Soliman‘Hukuk-un Nas’ adıyla bir örgüt kurmuş, tek üyesi kendisiymiş; Amerika adama onbinlerce dolar aktarmış...
Esraa Abdel-Fatah isimli bir kadın el-Baradey’in ‘Düstur Partisi’ ile de irtibatlıymış; ona da sürekli para gönderiyorlarmış...
İşin ilginç tarafı, bu kişi ve örgütler, Tahrir ilk hareketlendiğinde Mübarek-karşıtı tavır almış; ardından asker ön plana çıkınca onlara karşı gösteriler düzenlemiş; en sonunda Mursi-karşıtıolaylarda da başı çekmiş... Aynı kadın şimdilerde Batı ülkelerine dönük “Sakın bu olana ‘darbe’ demeyin; bu bir halk hareketi” kampanyası yürütüyormuş...
Dün burada iki örnek verdim, ama el-Cezire’nin “İşte bunlar ortalığı karıştırdı” iddiasına muhatap olan kişi ve örgütler bunlardan ibaret değil. Daha çok sayıda eylemciyi parayla desteklemiş Amerikalı kuruluşlar...
Hangi kuruluşlar? Şunlar: Bureau for Democracy, Human Rights and Labor (DRL), the Middle East Partnership Initiative (MEPI), USAIDthe National Endowment for Democracy(NED)... Ayrıca International Republican Institutethe National Democratic Institute (NDI) ve Freedom House...

‘İki ayyaş’ muhabbetine benim katkım-Alkolle mücadele ‘takıntısı’-Fehmi Koru

Başbakan “İki ayyaşın hazırladığı yasa” sözüyle artık değiştirilen alkollü içeceklerle ilgili eski kuralların sahibi olarak kimleri kast etti, emin olun bilmiyorum; ancak, “Keşke değişikliği içkiyi bütünüyle hayatlarından çıkarmamış olanlarla gerçekleştirseydi” temennisinde bulunmadan da edemiyorum...
 Keşke...
Yeni kuralları, aslında, Batılı bir dizi ülke bizden çok önce benimsedi. Sonuncusu, Rusya’da 1 Ocak 2013 tarihinde yürürlüğe giren kısıtlamalardır. Bugün çağdaş ülkelerin hepsi, ‘alkolizm’ tehlikesi karşısında vatandaşlarını korumak için tedbir alma ihtiyacı duyuyor. Alkollü içeceklerle ilgili yeni kurallarımızla mukayese edildiğinde, ABD, İngiltere ve Rusya gibi ülkelerdeki kurallar daha kısıtlayıcı...