Röportajlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Röportajlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ağustos 2013 Pazartesi

'Hayrünnisa Gül tesettürün içini boşalttı, Emine Erdoğan'ın kıyafeti yozlaştı!..'

'Başörtüsü yaygınlaşıyor' beyanlarının yanı sıra İslami kesimde yürüyen içerik tartışması 'tesettürün ölçüsü'yle büyüyor. Muhafazakar moda dergilerinden sonra tartışma siyasilerin eşleriyle de gündemde...
T24
Hazal Özvarış 

"Ey örtülü çıplaklar;
Boynu açıkta bırakan tesettür olmaz.
Dar pantolonlarla tesettür olmaz.
Makyajla, gözlükle, parfümle tesettür olmaz.
Tesettür süslenmek için değil, süsü örtmek içindir.”

9 Temmuz 2013 Salı

MİT hiçbir olayın aydınlatılmasına katkı yapmadı- / MUHSİN ÖZTÜRK

MİT hiçbir olayın aydınlatılmasına katkı yapmadı

30 Ocak 2012 / MUHSİN ÖZTÜRK
Eyüp Aşık, 90’lı yılların tanınmış bir siyasetçisi. İlgilendiği konularla 90’ların hâkim havası örtüştüğünden, faili meçhuller tekrar gündeme geldiğinde anlatacakları olabilirdi. O da asker-sivil ilişkilerinde normalleşmeyi görüp “Teyakkuz eksik edilmesin!” diyenlerden.

26 Mayıs 2013 Pazar

Bahtiyar Paşa ‘derin devlete’ sızmamı istemişti/ ERKAN ACAR - ERSAN TEMİZEL

Bahtiyar Paşa ‘derin devlete’ sızmamı istemişti

5 Mart 2012 / ERKAN ACAR - ERSAN TEMİZEL
Okul komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, mezun olmadan önce Ahmet Büyükşahin’e TSK içindeki derin yapılanmaya sızma görevi vermiş.  Ama o daha rapor veremeden Bahtiyar Paşa suikastta hayatını kaybetmiş.
Ahmet Büyükşahin, 2003 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ihraç edilen bir uzman jandarma çavuş. 1999-2003 yılları arasında Tekirdağ İl Jandarma Komutanlığı emrinde görev yaptı. Büyükşahin, o dönemde Tekirdağ İl Jandarma Komutanı olan ve bugün faili meçhul cinayetler davasından tutuklu bulunan Albay Cemal Temizöz’ün yaptığını iddia ettiği yasa dışılıklara tahammül edemeyerek isyan etti.
Hukuksuzluklara karşı çıktığını anlatan Büyükşahin, Kürt olmamasına rağmen Kürtçe bildiği için “PKK’lı” olarak suçlandı. Ve  20 Kasım 2003 tarihinde disiplinsizlik gerekçesiyle ordudan ihraç edildi. Büyükşahin, Temizöz ve ekibi hakkında suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusu ile ilgili soruşturma Tekirdağ Adliyesi’nde devam ediyor. Büyükşahin, dosyanın İstanbul Beşiktaş’taki özel yetkili savcılarca ele alınmasını istiyor.
Ergenekon soruşturmasından sonra Büyükşahin, ortaya saçılan belge ve dokümanların geçmişte görev yaptığı Tokat bölgesinde yaşadığı olaylarla örtüştüğünü gördü. 13 Eylül 2010 tarihinde Ergenekon soruşturmasını yürüten Özel Yetkili Savcı Zekeriya Öz ile görüştü. Daha sonra İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde yaklaşık 10 sayfalık ifade verdi.

1915 öncesi Ermenistan’da da özlemle anılıyor / PINAR DEMIR

12 Mart 2012 / PINAR DEMIR
Hocalı katliamının 20. yıldönümü ve Fransa’daki soykırım yasası tartışmaları ile Türkiye bir kez daha hareketlendi. Ama meselenin bir de Ermenistan tarafı var...

Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinde yaşanan Hocalı katliamının üzerinden 20 yıl geçti. Bu yıl Türkiye’nin farklı illerinde geniş katılımlı anma mitingleri düzenlendi. Açılan tahrik amaçlı pankartlar elbette Hocalı’daki trajedinin üzerini örtmeye yetmedi; ancak Ermenistan ile Türkiye arasındaki tarihî ihtilafların siyasi manipülasyonlara ne kadar açık olduğunu bir kez daha gösterdi. 1915 olaylarının da uluslararası ilişkilerde Türkiye’yi köşeye sıkıştırmanın aracı hâline getirildiğini biliyoruz. Tarihte cereyan etmiş bazı acı hadiselerin günlük siyasete malzeme yapılması meselenin insani olarak algılanması ve tartışılmasının önüne geçiyor. Propaganda savaşı, kamuoyunu olayların hakikatinden uzaklaştırırken soğukkanlı tartışma zemininin de kaybolmasına yol açıyor. Bütün bu tartışmaların Ermenistan’da nasıl algılandığını orada yaşayan bir Türk’ten öğrenmek istedik. Mehmet Fatih Öztarsu, Bakü’de uluslararası ilişkiler alanında lisans eğitimi aldıktan sonra yüksek lisans çalışmaları için Ermenistan’a giden bir araştırmacı. Aslen Malatyalı olan Öztarsu, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) Ermenistan Koordinatörlüğü’nü yapıyor.

Onur Öymen: 27 Mayıs’ta ne olduğunu yeni öğreniyoruz! / MUHSİN ÖZTÜRK

2 Nisan 2012 / MUHSİN ÖZTÜRK
Onur Öymen'e göre Suriye Türkiye'nin iç meselesi.  Ona göre Türkiye darbelerden çok çekti ve darbe dönemlerinde verilen hasar uzun yıllar düzeltilemedi. “27 Mayıs'ın ne olduğunu yeni öğreniyoruz.” diyor. Öymen ne mi söylüyor?


Onur Öymen, bütün demokratikleşme tartışmalarında karşı taraftan söz alan, sözünü de diplomatik lisanla değil de direkt söyleyen eski diplomat, 10 yıllık siyasetçi. Dersim ya da pek çok başka siyasi krizde sözleri tartışma konusu oldu. Yakın bir zamana kadar sadece CHP milletvekili değil, CHP'nin şahin yüzünün sembol ismiydi. Dışişleri bürokrasisinde tepeye kadar çıktığı gibi, görevi gereği MGK toplantılarına 20-30 defa katılmış, devlet mahremiyetine tanık bir kişiydi aslında. İstanbul Cihangir'de kızının tasarladığı ve modern sanat müzesini hatırlatan ofisinde Ortadoğu ile ilgili bir kitap hazırlıyor. Biz de sohbete oradan başladık…

15 Mayıs 2013 Çarşamba

Ekmeğe boya katıyorlar!

Dünya ortalamasının beş katı ekmek tüketiyoruz. Oysa ekmek hem şeker içerdiği için diyabete yol açıyor, hem de içindeki gluten maddesinin direkt morfin etkisi var. Yani bağımlılık yapıyor! Özellikle çocuklar başka bir şey yemek istemiyor... Algılamaları bozuluyor. Bu yüzden beyaz ekmeği kesinlikle kesmek gerekiyor. Çünkü halkın akıl sağlığı ciddi şekilde etkileniyor bu beslenme yüzünden!

9 Mayıs 2013 Perşembe

Kanser hastaları ve çocuklar bol bol paça yemeli!Mine Şenocaklı


Kanser hastaları ve çocuklar bol bol paça yemeli!


İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Yavuz Dizdar:


Mine Şenocaklı
Özellikle kanser hastalarının kollajen tüketmeleri gerekiyor. Kollajen, kemik suyunda var, paçada ve gerçek tavuğun suyunda var. Eğer hasta böyle beslenirse hem tedaviyi kaldırması hem de ileride sağlığına kavuşması daha kolay oluyor...

- Dünkü konuşmamızda “Sınırsız kemoterapiyle hastanın hayatta kalmasını sağlayan rezervlerini ortadan kaldırıyorsunuz” demiştiniz. Yani bağışıklık sistemi mi çöküyor hastanın?

16 Nisan 2013 Salı

28 Şubat, Özal’ın ölümüyle başladı/ MUHSİN ÖZTÜRK


28 Şubat, Özal’ın ölümüyle başladı

28 Mayıs 2012 / MUHSİN ÖZTÜRK
‘Kampüste tek başına kalma' pahasına askerî vesayete karşı koymayı vicdani bir sorumluluk gören akademisyen, yıllar sonra olay yerine dönerken, ‘Beni o deftere kim kaydetti?' diye soruyor. Prof. Mustafa Erdoğan, 28 Şubat'ın hikâyeleri ortalığa dökülmüşken müdahil olmaya hazırlanıyor.

14 Nisan 2013 Pazar

Namussuzluğa Açılan Pencere

Son yıllarda ahlaksızlığı ‘özgürlük ve modernlik’ adı altında sinsice evlere soktular. İnançlı insanları ahlak ve maneviyattan uzaklaştıramayınca televizyonla adeta kaleyi içten fethetme yoluna gittiler.


Son yıllarda ahlaksızlığı ‘özgürlük ve modernlik’ adı altında sinsice evlere soktular. İnançlı insanları ahlak ve maneviyattan uzaklaştıramayınca televizyonla adeta kaleyi içten fethetme yoluna gittiler. Televizyon program ve dizilerini denetlemekle görevli RTÜK ise uyuma yolunu seçti. RTÜK’ün uyumasına sessiz kalmayan Gazeteci Süleyman Özışık öncülüğünde bir grup vatandaş ile birlikte ‘Ekran Jürisi’ adında halkın RTÜK’ü kuruldu. Halkın RTÜK’ü televizyon ekranlarındaki ahlaksızlıkları sosyal medya aracılığıyla halkı örgütleyerek protesto ediyor. Ekran Jürisi grubunun kurucusu Gazeteci Süleyman Özışık Milli Gazete’ye çarpıcı açıklamalarda bulundu. Özışık, “ahlaksız yayınlar yüzünden televizyonu evimde namussuzluğa açılan pencere olarak görüyorum’ dedi.

30 Mart 2013 Cumartesi

Sovyetler’le Çin kapışınca biz de birbirimize girdik!/ MUHSİN ÖZTÜRK-ESİN KAYA


6 Ağustos 2012 / MUHSİN ÖZTÜRK-ESİN KAYA
Sola dair tartışmalar içinde Oral Çalışlar’ın söylediklerine bir pencere açmak istedik. Solun Türkiye tarihi büyük kitapların konusu ama Çalışlar’ın yetkinlikle söylediği ve pek duymaya alışık olmadığımız sözleri tartışmaya değer.

Genç neslin en son iktidarını dahi hatırlamadığı ‘sol’un geleceği konusunda tahminde bulunmak, karanlık dehlizlerde yön bulmaya benziyor. CHP kurultayları öncesi ve sonrasında yazılanlara bakmak yeterli bunun için. Ancak solun, iktidar olmak ya da olmamak dışında, sonuçları solla sınırlı olmayan bir hikâ-yesi var. ‘Sol nereye gidiyor?’ sorusundan önce ‘Sol buraya nereden ve nasıl geldi?’ meselesi de önemli. Başkalarının ‘liberal’, kendinin ‘solcu’ diye adlandırdığı Oral Çalışlar’ın yarım asra varan tanıklığı ile işe koyulabilirdik. Kuvvetli bir sağ iktidarın karşısında demokratikleşme, militarizm, devletçilik gibi en temel meselelerde toplumsal karşılık bulacak siyasetler üretemeyen solun temel krizi ne olabilir? Soldan bahis açmışken sağın da Soğuk Savaş yıllarıyla yüzleşmesi gerektiğini vurguluyor Çalışlar. Ama konumuz sol…

18 Mart 2013 Pazartesi

Adı selefi, özü hârici!/ MESUT ÇEVİKALP


11 Mart 2013 / MESUT ÇEVİKALP
Arap Baharı rüzgârıyla önce Libya, ardından Suriye ve Mali’de gün yüzüne çıktılar. Kendilerini ‘Selefî’ olarak adlandırsalar da eylem ve tarzlarıyla geleneksel akımdan ayrışıyorlar. Temeli bulanık, hedefi meçhul, neticesi İslam’a dokunan gölge savaşçılara mercek tuttuk.

8 Mart 2013 Cuma

Derin devletin devamı için PKK bahane oldu/ MUHSİN ÖZTÜRK


3 Eylül 2012 / MUHSİN ÖZTÜRK
Hilmi Özkök’ün darbe davalarındaki tanıklığından sonra ‘Pandora’nın kutusu yeni açıldı’ diyen Murat Yetkin yakın siyasî tarihe ilişkin gözlemlerini aktarıyor. “Necmettin Erbakan istifa etmeseydi, 28 Şubat olmazdı” diyor mesela...

1 Mart 2013 Cuma

Ahmet Tezcan:Köşe yazarları okunmak değil alıntılanmak istiyor!-Zeynep Tuba Kesimli


Prof. Dr. Nabi Avcı “Enformatik Cehalet” isimli kitabında gazeteciliği “İnsanlara ne tek tek, ne toplu olarak, ne bugün, ne yarın, ne evde, ne sokakta hiç işlerine yaramayacak haberleri satabilme sanatı” olarak tanımlar. Habercilik ve gazetecilik kavramlarının geçmiş zamana kıyasla değişim gösterdiği şu dönemde gazeteciliği, gazeteleri, internet medyasını, Türkiye’de köşe yazarı olmayı gazeteci – yazar Ahmet Tezcan ile konuştuk.

Yağmada Mason Parmağı


Yağmada Mason Parmağı


Arastirmaci Yazar Altindal: Petrol Yasasi gibi kanunlar birilerinin yönlendirmesiyle çikariliyor. Türkiye'de Bati isbirlikçisi olanlarin neredeyse tamami mason 

Arastirmaci - yazar Aytunç Altindal, basta petrol yasasi, özellestirme, toprak satisi gibi... Türkiye'nin birligi ve bütünlügü açisindan stratejik öneme sahip konularda çarpici degerledirmelerde bulundu. Yüksel Mutlu'nun sorularini cevaplayan Altindal, Türkiye'nin yabancilara peskes çekilmesinin arkasinda mason kökenli isbirlikçilerin oldugunu söyledi. Altindal, Masonlarin Türkiye'yi bölmek ve parçalamak için son zamanlarda yükselmekte olan Atatürk sevgisi ve Atatürk milliyetçiligini küstahça hedef aldiklarini kaydetti.

Alman parmağı var

Araştırmacı yazar Aytunç Altındal, Turgut Özal'ın zehirlenmesinde Alman istihbaratını işaret ediyor. Altındal, "Türkiye'deki en yaygın ve en iyi, en sessiz çalışan Almanlardır. Kendisi organize etmediyse bile kesinlikle haberdardır" diyor.



Yücel KOÇ - OZEL - Araştırmacı tarihçi ve yazar Aytunç Altındal, merhum 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın zehirlenmesinde, oğlu Ahmet Özal gibi Alman istihbaratını işaret ediyor. “Ya onlar zehirlemiştir ya da onlar yapanı mutlaka biliyordur” diyor. Peki Alman istihbaratı Türkiye'de ne kadar güçlü? Türkiye'yi gizli örgütler mi yönetiyor? Mehmet Ağar, “Derin devlet Musul ve Kerkük'ten başka toprak kaybetmemektir. AK Parti bölünmeyi önledi” derken ne demek istedi? Neden Orta Doğu'da sürekli ABD ve İsrail konuşulurken, İngiltere'nin adı hiç geçmiyor? Dün idam ve bölünme ile ilgili ezber bozan açıklamalarına yer verdiğimiz, Türkiye'nin en gizemli isimlerinden Aytunç Altındal, gazetemize yine çok çarpıcı tespitler yaptı...

'DERİN' KONULARI KONUŞTUK 
Araştırmacı tarihçi ve yazar Aytunç Altındal ile kafamızı kurcalayan, komplo teorilerini süsleyen 'derin' konuları açık seçik konuştuk. Bu arada, Altındal, bugün İstanbul Beylikdüzü TÜYAP'taki Kitap Fuarı'nda, saat 17:00'de okurları ile buluşacak ve kitaplarını imzalayacak.

25 Şubat 2013 Pazartesi

Batı, İslamofobinin üstesinden gelmek zorunda / PINAR DEMİR


24 Eylül 2012 / PINAR DEMİR
North Carolina Üniversitesi’den İslam araştırmaları profesörü Omid Safi, İslamofobi’nin Batı’da yükseldiğini söylüyor. Ama tepkiler ölçülü, nezaketli ve aklı başında olursa krizler fırsata dönüşebilir.

Hz.Peygamber’e (sas) hakaretlerle dolu bir filmin fragmanlarının internette dolaşıma sokulması ertesinde ortaya çıkan ölçüsüz tepkiler, Batılı ülkelerde yükselen İslamofobya tartışmalarını da gündeme taşıdı. 11 Eylül saldırılarının yıldönümünde Libya’da Amerikan büyükelçisinin öldürülmesi, Amerika’da azaldığı düşünülen travmanın tetikleneceği endişesini doğurdu. Amerika’da İslam fobisinin köklerini, yayılma sebepleri ve dinamiklerini North Carolina Üniversitesi’den İslam araştırmaları profesörü Omid Safi ile konuştuk. 

Fatima’nın 3. sırrı onu kurtarmaya yetmedi / MESUT ÇEVİKALP


18 Şubat 2013 / MESUT ÇEVİKALP
Selefi II. Jean Paul’ün hastalığına rağmen ölene kadar görevde kalması için Vatikan’ın gizli tuttuğu Fatima’nın 3. sırrını ifşa eden XVI. Benedictus neden istifa etti? Onu kardinallik günlerinden beri tanıyan Doç. Dr. Ali Murat Yel anlattı.

18 Şubat 2013 Pazartesi

HOCASI CEMİL MERİÇ’İ, AHMET KABAKLI ANLATIYOR


Cemil Meriç’i 1942′de Elazığ Lisesi’ndeki öğrencilik yıllarından beri tanıyan Ahmet Kabaklı o yılların genç lise öğretmenini şöyle anlatır:
“Daha belki otuz yaşlarında, müthiş kültürlü, yıldıracak belagatle, tâlâkatle söyleyen bir gençti. İddialı, soğuk bir aydın değildi. Çok bilgili, ama darmadağın konuşan, kısık kısık gülen, aramızda “hoca”lığını unutan, başkalarının tedbir, kaygı, nezaket saydığı şeyleri bir nükteye kurban ediveren, çok samimi, bohem, temkinsiz bir insandı. Hiç duymadığımız, düşünmediğimiz meseleleri önümüze seriyor, cılız sorularımızdan bir derslik malzeme çıkarıyor, rahat rahat küfür bile ediyordu. Daha o yaşta kalın gözlüklerinin arkasından gözlerini kısarak bakıyor, elinde kalın ciltler taşıyor, kitaplarla yatıp kitaplarla kalkıyordu. Balzac’lar, Hugo’lar, Lamartine’ler, Musset’ler, Gide’ler sanki koğuş arkadaşları imiş gibi, onlardan senli benli bahsediyordu. Her an her şeyden uzak duran bir hoca, kitaplarına ve bir de bize sığmıyordu. Dinsiz miydi? Vatan ve millete karşı mıydı?

13 Şubat 2013 Çarşamba

Prof. Dr. Ahmet Nezihi Turan: Evet, davaya ihanet ettim!/ MUHSİN ÖZTÜRK


1 Ekim 2012 / MUHSİN ÖZTÜRK
Karşılaştığı sorunlara çözüm üretemeyen, o koltuğa oturduğunda ‘çocukluğuna doğru yolculuk’ yapar. Travmayı atlatmanın yoludur bu. Geçmiş konuşulamıyorsa gerçeğin hayli uzağında olabilirsiniz çünkü. Prof. Dr. Ahmet Nezihi Turan’ın 70’ler milliyetçiliğini konuşması da böyle bir gerçeklik arayışı.
Anadolu Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Nezihi Turan, Sâmiha Ayverdi ekolünden bir tarihçi. Bu ekolle 70'li yıllarda ülkücü hareketin içindeyken tanışıyor. Ülkücülükle teması ise lise yıllarına rastlıyor. Dostluğun öne çıktığı, Munzur Nehri'nin öte tepesinde konuşlanan Tunceli Öğretmen Okulu'nda başlayan bir hikâye bu. 73'ten 80'lere kadar içinde olduğu hareketle birlikte bütün o hercümerci yaşar. 12 Eylül darbesi gelmeden hareket içinden destek bulduğu abilerinin de etkisiyle şiddetle ilişkili durumlarını eleştiri konusu yapar. Eleştirilerini yüksek sesle dillendirmeye başladığında tepki büyüktür. “Davaya ihanet ediyorsun.” derler, ki o da bunu inkâr etmiyor: “Evet, yavaş yavaş ihanet etmeye başlamıştım.” Dostluklar baki kalsa da, 12 Eylül'le beraber örgütsel ve ideolojik bağlarını tamamen koparır ülkücülükle. 70'li yıllarda ülkücü hareketin önde gelen isimlerinin yaşananlarla yüzleşmesi gerektiğini düşünüyor, bunu ahlaki sorumluluk olarak görüyor. Bu kadarla kalmayıp konuşuyor da…

KCK tutuklamaları olmasaydı beş Şemdinli yaşanırdı/ MURAT TOKAY


1 Ekim 2012 / MURAT TOKAY
BİLGESAM’ın ‘Terörle Mücadelede Toplumsal Algılar’ başlıklı raporunu hazırlayan Dr. Salih Akyürek’le yeniden tırmanan terör olaylarını, Şemdinli’yi, Oslo sürecini ve KCK tutuklamalarını görüştük.
Kürt meselesiyle ilgili gelişmeleri, terörle mücadele ve demokratik açılım süreçlerini yakından takip eden düşünce kuruluşu BİLGESAM, önemli bir araştırma yayımladı. 2 bin 922 kişiyle yapılmış anketin sonuçları “Terörle Mücadelede Toplumsal Algılar” başlıklı bir raporla kamuoyuna sunuldu. PKK’nın büyük tepki gösterdiği raporda, Türklerle Kürtlerin beraber yaşama isteğinin sonuçları dikkat çekiyordu. Ortak bir geleceği paylaşma konusunda Türkler arasında inanç yüzde 70 iken Kürtler arasında ise bu oran yüzde 90’a yükseliyordu. Yine Türklerle akraba ve komşu olmak isteyen Kürtlerin oranı yüzde 78. KCK tutuklamalarının desteklenmesi konusunda Kürtler arasında da önemli bir mutabakat var. Bölgede yürütülen operasyonları Türklerin yüzde 94’ü, Kürtlerin ise yüzde 64’ü destekliyor. Çalışma kamuoyunda büyük yankı buldu. Biz de raporu hazırlayan Dr. Salih Akyürek’in kapısını çaldık. Kendisi emekli bir asker. Albay rütbesiyle 2008’de emekli olmuş. Kara Kuvvetleri’ne bağlı birliklerin çeşitli kademelerinde komutanlık yapmış bir isim. Mart 2009’dan beri de BİLGESAM’da ‘Sosyo-Kültürel Araştırmalar Uzmanı’ olarak çalışıyor. Araştırma tasarımı, veri analizi konularında uzmanlığı var. Akyürek’le terörle mücadeleyi, PKK’yı, orduyu ve anketi konuştuk.