M.Latif Salihoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
M.Latif Salihoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ağustos 2013 Pazartesi

Demokrasinin milâdı: 14 Mayıs 1950 -Demokratlar Ezan ve Kur’ân ile işe başladı -B. Doğu’dan Demokratlara yaylım ateşi-Demokratlar düşerse, Milletçiler gelir-“Milletçiler” meselesinin hâşiyeleri-M.Latif Salihoğlu

Demokrasinin milâdı: 14 Mayıs 1950

Demokrat Parti, çok ağır bedeller ödeyerek 14 Mayıs 1950’de yapılacak genel seçimlere hazırlanıyordu. 

Kemalistler ise, içinde iktidar potansiyeli taşıyan bu partinin önünü kesmek için iki koldan vargücüyle çalışıyorlardı.

Bu kollardan birini İsmet Paşanın etrafında görünen Halkçılar teşkil ediyorlardı.

Diğeri ise, Fevzi Paşanın etrafında toplanmış bulunan milliyetçi-muhafazakâr kadrolardan müteşekkil idi.

Halkçılar ezerek, Milletçiler şaşırtarak...Malatya Hadisesi ve Nur(cu)lar-M.Latif Salihoğlu

Halkçılar ezerek, Milletçiler şaşırtarak...

Meşrûtiyet yıllarında kurulan (1909) İttihad-ı Muhammedî Cemiyetinin mensubu olan Bediüzzaman Said Nursî, o tarihte fikren ve siyaseten “müttefik” diye addettiği Ahrar Fırkasına destek verdi, onlara istinat noktası olmaya çalıştı.

1950’den itibaren ise, eski İttihad-ı Muhammedî’nin devamı mahiyetinde isimlendirmiş olduğu “İttihad-ı İslâm”a dahil olan “Nurcular”ın, aynı şekilde siyaseten “Demokratlar”la müttefik ve onlara “nokta-i istinat” olduklarını açıkça beyan ediyor. (Bkz: Emirdağ Lâhikası, s. 271, 387, 422) 

Bu noktada herhangi bir tereddüt eseri bırakmamak için, yine kaynak belirterek birkaç iktibas daha yapalım.

* “Mümkün olduğu kadar dünyaya ve siyasete bakmamaya mesleğimiz bizi mecbur ediyormuş. Şimdi mecburiyetle bakmaya lüzum oldu. Gördük ki, Demokratlar, evvelki iki müthiş cereyana (dinsizlik ve ifsat komitalarına) karşı bize (Nurculara) yardımcı hükmünde olabilirler.” (Emirdağ Lâhikası, s. 423) 

Çakmak’ın ölümü, Çağlar’ın tükenişi-Millet Partisinin kuruluş mâcerası-M.Latif Salihoğlu


Çakmak’ın ölümü, Çağlar’ın tükenişi

Aynı kuşağın meşhurları
 
Aynı dönemin meşhurlarından olan Kâzım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy ile Fahreddin Paşadan—vefatlar sebebiyle—yakın zamanda kısaca söz etmiştik.

Bu konuya girmişken, yine aynı kuşağın şöhretli isimlerinden Behçet Kemal Çağlar (1949’da siyaseten öldü) ile Mareşal Fevzi Çakmak’ı (1950’de sahiden öldü) da biraz daha yakından tanımaya çalışalım.

Medine’den Anadolu’ya Fahreddin Paşa-M.Latif Salihoğlu

Aynı senede iki vefat
 
Benzer özellikler taşıyan Kâzım Karabekir ile Fahreddin Paşanın aynı sene içinde vefat etmesi sebebiyle, biz de bu iki tarihî şahsiyeti iki yıla yakındır sürdürdüğümüz “Yakın Tarih Yazıları” serisi içinde peşpeşe anlatma gereğini duyduk.

Meclis Başkanlığı: Karabekir'den Cebesoy’a-M.Latif Salihoğlu

Siyasette kader arkadaşlığı

Meclis Başkanlığı makamında iken Ankara'da vefat eden (26 Ocak 1948) İstiklâl Harbinin cesur kumandanlarından Kâzım Karabekir Paşanın yerine, onunla benzer vasıflara sahip dâvâ arkadaşı Ali Fuat Cebesoy getirildi. 

Mâlûm, ikisinin de aynı dönemlerde hem askerlik, hem de siyaset arkadaşlıkları var. Ayrıca, ikisi de Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının en üst düzey yöneticileri olup, yine ikisi birlikte "İzmir Sûikastı" dâvâsında mahkemelik oldular. 

İstiklâl kahramanı Karabekir -M.Latif Salihoğlu

İstiklâl kahramanı Karabekir (1)

Millî Mücadele hareketinin (İstiklâl Harbinin) en cesur, en dindar, en hamiyetli ve en hazırlıklı kumandanlarından biri olan Kâzım Karabekir, 26 Ocak 1948'de Meclis Başkanlığı makamında bulunduğu esnada vefat etti. 

Bu vesileyle, burada onun hayatı, hatıratı ve takdire şâyân hizmetlerinden biraz daha genişçe söz etmek istiyoruz. (NOT: Daha evvelki bölümlerde, 1919 yılı kronolojisi içinde İstiklâl Harbini ilk başlatan “ordu komutanı” sıfatıyla ondan bir derece bahsetmiştik.)
Zira, Üstad Bediüzzaman’ın da “merdane meslek” sahibi diye ondan söz ettiği (EL, s. 156) Karabekir Paşanın “resmî tarih” sahasında hakkıyla tarif edildiği ve lâyıkı vechiyle anlatıldığı kanaatinde değiliz.

9 Mayıs 2013 Perşembe

Demokrasiye kerhen geçiş-Bir dönüm noktası olarak ‘dörtlü takrir’-Sopalı seçimden nâmuslu seçime-Siyasette Fevzi Paşa faktörü-Vali Tandoğan, başından buldu-Demokratları bölme hareketi-M.Latif Salihoğlu

Demokrasiye kerhen geçiş
Hangi bahane ileri sürülürse sürülsün, hangi gerekçe ifade edilirse edilsin, tartışmasız olan gerçek şudur ki: 1923’ten sonra ülkenin yönetimini ele geçiren Halk Partisi kadroları, karşılarına ikinci bir partinin çıkmasını istemiyordu. 

Bunların bir muhalif fikre, bir muhalefet partisine zerre kadar olsun tahammülleri yoktu. 
Buna göre, bu partinin kurmayları hakkında aşağıdaki hükmî ifadeleri kullanmak hak ve hakikate ters düşmese gerektir.

6 Mayıs 2013 Pazartesi

“Varlık”la mücadele hükûmeti-M.Latif Salihoğlu


Yakın tarihimizin utandırıcı, yüz kızartıcı icraatlerinden biri de hiç şüphesiz ki ''Varlık Vergisi” fâciasıdır. 

Önce, bu tarihî vak’anın kısacık bir özetini takdim edelim, ardından detaylı bilgilere geçelim.

Millet Meclisi’nde 11 Kasım 1942'de kabul edilen Varlık Vergisi Kànunu, nihayet 17 Mart 1944'te yürürlükten kaldırıldı. 

Bu tarihler arasında, mutlak çoğunluğunu gayr–ı müslim vatandaşların teşkil ettiği yüzlerce (1300 kadar) varlıklı kişi, çalışma kamplarında çalıştırılarak perişan edildi. 

II. Dünya Savaşı-Zeki siyasilerin basireti bağlandı-M.Latif Salihoğlu


                                      II. Dünya Savaşı

Trakya Bölgesinde Hitler teyakkuzu
Bir ismi de "Alman Harbi" olan İkinci Dünya Savaşı Avrupa kıt'asında bütün şiddetiyle devam ederken, bundan Türkiye de ciddî şekilde etkilenmeye başladı. 

Ankara hükümeti, 24 Kasım 1940 tarihi itibariyle, İstanbul, Çanakkale ve Kocaeli vilayetleri de dahil olmak üzere Trakya Bölgesinin tamamında sıkıyönetim ilân etti. 

Asitli sularda haşlanan 15 bin Mehmetçik-M.Latif Salihoğlu


Birinci Dünya Savaşı sonrasına dair bazı bilgi ve belgelerin ortaya çıkması, bazı kimselerde şok etkisi meydana getirdi.

Birçok gazete ve internet sitelerinde dehşet uyandıran ifadelerle, söz konusu tarihî hadise hakkındaki bilgileri özeti şöyledir:

Birinci Dünya Savaşı'nda esir düşen 15 bin askerimizin, Mısır’daki “Osmanlı Usera-yı Harbiye Kampı”nda, aşırı krizol (yakıcı asit) maddesi bulunan havuza sokarak kör edildiklerine dair belgelerin Genelkurmay'da olduğu ortaya çıktı.

‘Değişmez lider’lik, diktatörlüktür-İnönü işi aldı ele; Gündoğdu Âli Yücel'e-İnönü’yü kurtardı, başbakan oldu-Şeflik dönemi, yahut bitmeyen musîbetler-Meddahlara ömür boyu vekillik-M.Latif Salihoğlu

‘Değişmez lider’lik, diktatörlüktür

Cumhuriyet ve demokrasinin olduğu yerde diktatörlüğün varlığından söz edilebilir mi?

Normalde söz edilememesi lâzım.

Normal hal ve şart altında, bir yerde cumhuriyet ve demokrasi varsa eğer, diktatörlüğün esâmisinin dahi okunmaması icap eder.

8 Mart 2013 Cuma

10 Kasım şüpheli; tuhaflıklar kesin-‘Allahu Ekber’siz cenaze namazı-“9’u 5 geçe” uydurması- M.Latif Salihoğlu


10 Kasım şüpheli; tuhaflıklar kesin

Ölüme götüren ağır koma
Emir–komuta zinciri dışında kalan, yahut resmî senaryo ağına takılmayan haber kaynaklarının hemen tamamı şu noktada birleşiyor: M. Kemal'in ölümü, 10 Kasım (1938) günü, saat 9'u 5 geçe falan değildir. 

Dersim’de insanlık katledildi-Dersim’de ekâbirlerin rolü-Dersim’de Ehl-i Beyt düşmanlığı -M.Latif Salihoğlu

Dersim’de insanlık katledildi

Elazığ’da kurdurulan uyduruk bir mahkemenin kararıyla, Dersim Hadisesinin baş sorumlusu olarak yargılanan Seyyid Rıza ve altı arkadaşı, gecenin zifiri karanlığında (araba farlarının ışığında) idam edildi. (15 Kasım 1937)

Bizdeki laiklik “dinsizlik dini” gibi-M.Latif Salihoğlu


Laiklik ilkesi, 5 Ocak 1937 tarih ve 3115 sayılı kànunla Anayasa metni içine dahil edildi. Bu yöndeki teklif Meclis'in tek partisi olan CHP milletvekillerinden geldi. 

8 Şubat 2013 Cuma

Seçme ve seçil(eme)me hakkı-Hükümet masonların emrinde-Hükümet masonların emrinde-Soyadı fâciası-Ayasofya’nın başına gelenler-M.Latif Salihoğlu

Seçme ve seçil(eme)me hakkı

Anayasa'da 5 Aralık 1934 tarihinde yapılan bir kànun değişikliğiyle, gûyâ Türk kadınlarına milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanındı. 

Millet Meclisi tarafından 3 Nisan 1930'da kabul edilen bir kànunla, kadınların belediye seçimlerine katılma hakkı tanınmıştı.
26 Ekim 1932'de ise, kadınlara muhtar, köy ihtiyar heyeti âzalığına seçilme ve seçme hakkı tanınmış oldu. 
Bu yöndeki bir diğer kànun değişikliği de, 8 Ekim günkü Meclis oturumunda kabul edildi. Yeni kànun, 5 Aralık'ta yürürlüğe girdi. 

Razgrad Mitingi ve MTTB’nin dönüşümleri-M.Latif Salihoğlu

Razgrad Mitingi ve MTTB’nin dönüşümleri

Kuruluşundan (1916) kapanışına (1980) kadar birkaç kez kimlik ve karakteristik özelliği değişen Millî Türk Talebe Birliği, 20 Nisan 1933’te İstanbul’da büyük bir gösteri (nümayiş) düzenledi. 
Bu hadise, “Razgrad Mitingi” ismiyle tarihin kayıtlarına geçti. 



Razgrad, Bulgaristan’da Müslüman Türklerin yoğun olarak yaşadığı bir şehir.
Kışkırtılan Bulgar gençleri, 17 Nisan gecesi bu şehirdeki Müslüman mezarlığına girip tahribat yaptılar.
Bu vahim hadisenin duyulması üzerine, Millî Türk Talebe Birliği de İstanbul’da bir gösteri düzenledi.

6 Şubat 2013 Çarşamba

Kubilay, kasten kurban edildi-Yasakçıların Serbest Fırka denemesi-Serbest Fırka’nın jokeri: Ali Fethi-M.Latif Salihoğlu

Kubilay, kasten kurban edildi

Resmî tarihin kayıtlarına göre, 1930 yılı Aralık ayı sonlarında Menemen'de yaşanan "Kubilay cinayeti" irticaî bir hadisedir; hatta, yapılan inkılâplara karşı başlatılan bir isyan hareketidir.
Yine aynı kaynaklara göre, dinî tarikata mensup bazı müritler, Derviş Mehmet isimli şahsın öncülüğünde başka yerlerden toplanarak Menemen'e gelmişler, dinî gösterilerde bulunmuşlar ve onların bu yasa dışı eylemlerine mani olmaya çalışan öğretmen asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay'ı hunharca öldürmüşler, ardından da kafasını kesmişler.
Evet, bundan 76 yıl evvel Menemen'de yaşanan bu elim hadisenin "vahşet boyutu" doğrudur. Bunu, zaten hiç kimse inkâr etmiyor.
Ancak, bu vahşetin din adına ve dindarlar tarafından sergilenmiş olduğu iddiası külliyen yanlıştır; yalandır, hatta iftiradır.

Türk Ocağında pişirilen Tarih Kurumu-Faşizm Kemalizm'e uyar mı?-İbadet dilini bozma plânları-Cumhuriyetin ilk 10 yıllık devresi-M.Latif Salihoğlu

Türk Ocağında pişirilen Tarih Kurumu
Mazisi tâ 1912'lere, hatta 1909'lara kadar uzanan Türk Ocaklarının 28 Nisan 1930'da Ankara'da yapılan VI. Kurultayında iki önemli karar alındı.
Birincisi: Türk Ocakları Merkezi kendini fesh edip CHP'ye katılacak.
İkincisi: Kendi bünyesi içinden bir Türk Tarihi Tetkik Heyeti (TTTH) teşkil edilerek, bunun resmî bir cemiyet olması sağlanacak.
Bu her iki karar da aynen uygulandı. Türk Ocakları tamamiyle CHP'leşti ve 16 kişiden oluşan bir Türk Tarihi Tetkik Heyeti kuruldu.
M. Kemal'in direktifi ile ve himayesi altında teşkil olunan bu heyet, ilk toplantısını 4 Haziran 1930'da yaptı.
Alınan karar gereği, heyetin fahrî başkanlığını Maarif Bakanı yapması gerekiyordu. Bu sebeple, heyetin ilk toplantısına Hamdullah Suphi başkanlık etti.

Mübadele ile yaşanan büyük dramlar-M.Latif Salihoğlu

Lozan Antlaşmasına (1923) son anda eklenen bir protokol maddesiyle, Türkiye ile Yunanistan arasında "Ahalinin Mübadelesi" kararı alınmıştı. 

Buna göre, Türkiye'de ikamet etmekte olan Ortodoks Rumlar ile Batı Trakya'da ikamet etmekte olan Müslüman Türkler yer değiştireceklerdi. 
Bu kararın uygulanmasına 1924 yılı başlarında geçildi. Yunanistan sınırları içinde yaşayan yaklaşık 400 bin Müslüman Türkiye'ye göç ederken, Anadolu ve Trakya'da yaşayan bir milyondan fazla Rum da Yunanistan'a göç etmeye başladı. 

Lâtinî ile lâ-dinî, eş zamanlı uygulandı-Avrupa'yı taklitte sınır tanımazlık-M.Latif Salihoğlu

Lâtinî ile lâ-dinî, eş zamanlı uygulandı (1)

Yeni tertip 28. Lem'a'dan:
Bir âlem–i mânâda Hazret–i İmam–ı Ali'nin (ra) ilminden sordum: "Uhrufu ucmin suttiret tastira…" demişsin, muradın nedir? 
Dedi: "Ucmin" yani hecevâri terkipsiz ve vakflarda rakamvâri, şekilsiz harflerdir ki Latinî hurufudur; lâ–dinî zamanında taammüm (umuma ilân) eder.

8. Şuâ'dan:
Hz. İmam–ı Ali Ercüze'de demiş: "Uhrufu ucmin suttiret tastira…"