Televizyoncu Yiğit Bulut, geçtiğimiz günlerde “Eminim ki, birçok merkezde telekinezi, uzaktan etkileme ve daha birçok yöntemle Recep Tayyip Erdoğan’ın ölmesi için sürekli çalışma yapılıyor” dedi… Bu iddiayı ciddiye alan da oldu ama dalga geçen daha çoktu… Yine de merak ettik, bilimkurgu kitap ve filmlerine ilham veren ‘telekinezi’ nedir, bu ve benzeri yöntemlerle ‘suikast’ düzenlenebilir mi, araştırdık…
Güncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Ağustos 2013 Salı
21 Temmuz 2013 Pazar
SURVİVOR’ VE BENZERLERİ TOPLUMU ‘FORMATLIYOR’! Banu Avar
![]() |
| Lord Vahid Ali ve İngiliz Charlie Parsons |
Toplantının ardından büyük bir telaşla arkadaşlarının yanından ayrılıyor.. Giderken ‘Survivor başlayacak. Acelem var! Yeah!’ diyor.
Böylece uzun zamandır yazmak isteyip bir türlü vakit bulamadığım Survivor’ın sırası geliyor..
*-*-*
Dünyada onlarca milyon kişi interaktif tv oyunları izliyor..
… Son 10 yılda ekranlara damga vuran REALİTY showlar aslında toplumda ‘algı yönetimi’ sağlıyor. Survivor 1997’den beri ortalığı kasıp kavuruyor. Fikir İngiliz Charlie Parsons’a ait… Şimdi İngilterenin en zengin medya figürlerinden biri. Hayat arkadaşı ve ortağı Lord Vahid Ali .
Lord Ali İngiltere İşçi partisinde ve Lordlar kamarası mensubu. Gay hakları konusundaki çıkışlarıyla ünlü, medya devi Rupert Murdoch’un kızıyla ortak, İngiltere’nin mülti milyarder medya baronu. Lordlar kamarasında bir dönem Tony Blair’in temsilcisi oldu.
7 Temmuz 2013 Pazar
Devrimlerin gizli komutanı-Eren Başağan
Ortadoğu’daki lidersiz, örgütsüz, şiddetsiz isyanları birbirine bağlayan tek şey, hemen her yerde Facebook ve Twitter üzerinden yayılan pasif direniş yöntemleri. Bu yöntemlerin yazarı aynı kişi: Gene Sharp. Çoğu kişinin adını bile duymadığı bu adam kim? Gözlerimizin önünde olup bitenleri, nasıl bu kadar derinden etkiledi? Arkasında birileri ya da örgütler mi var?
Eren Başağan
erenb@doganburda.com
Associated Press (AP), 2010 Eylül’ünde Kahire’den bir haber geçti: Mısırlı muhalifler, evlerde toplanıp, Hüsnü Mübarek’i iktidardan uzaklaştırmak amacıyla sivil itaatsizlik eylemlerini tartışıyorlardı. AP’nin haberinde, katılımcıların Mahatma Gandi ve Martin Luther King’den esinlendikleri ve Amerikalı profesör Gene Sharp’ın internetten indirdikleri kitaplarını okuduklarından söz ediliyordu. Aradan sekiz ay geçti. Hüsnü Mübarek’in yerinde yeller esiyor.
Hoca, hacı, tüketmek vs..Ahmet Sevgi
Dil, cemiyetin aynasıdır derler. Gerçekten öyle... Toplumda görülen -menfi yahut müspet- her değişim muhakkak dile yani kelimelere yansır. Geçmişten günümüze doğru yazılı ve sözlü kaynakları incelediğimizde ahlâk ve âdetlerdeki bu değişimi adım adım takip edebiliyoruz.
İsterseniz önce “hoca” kelimesinden başlayalım.
Eski Türkçedeki “ata”, “koca” kelimelerinin karşılığı olan “hoca” (hâce) yakın tarihlere kadar saygı duyulan, âlim ve fâzıl insan anlamında kullanılıyordu.
Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan'dan ufuk açan öğütler-Bülent Erandaç
Birinci Dünya Savaşı'yla kurulan düzen yıkılıyor. Yeni bir dünya kuruluyor ve Türkiye'nin bu dünyada alacağı yer, kimliği, kültürü, tarihi geliştireceği stratejilerle belirlenecek.
Türkiye eski dünyanın en hassas bölgesinin coğrafyasının kalbinde geleceğe hazırlanıyor.
Son 10 yılda yıllarda geliştirdiği yeni bir kimlik, kurguladığı yeni paradigmalar var.
Bu durumu, eski dünyanın kurucusu İngiltere, eksen kayması saçmalıkları ile kırmaya çalışırken, 'stratejik beyinlerimiz', yeni Türk dış politikasını, hassas coğrafyamızın güçler dengesinde bir merkeze almaya zorluyor.
Hangimizin Y kuşağı?Prof. Dr. Medaim Yanık
Y Kuşağı ile ilgili “bu çocuklar çok zeki ve yaratıcı” ifadeleri bolca kullanıldı. Fakat henüz Otpor ve Gene Sharp’ın kitabında tanımlanan eylemler menüsü dışında bir eylem şekli görmedik. Bakalım kitabın dışına çıkabilecekler mi?
Gezi Parkı etrafında yaşananlar “Y Kuşağı” ile izah edilmeye başlandı. Olayların vitrinine, 1990’lı yıllarda doğanlar ön plana çıktığı için, Y Kuşağı romantikleştirilerek, eylemlerin sahibi olarak gösterildi.
5 Temmuz 2013 Cuma
İki kapı iki intihar- Bekir Hazar
Bugün çok zorlandım.
İki ayrı konu vardı önümde.
Hayri Kozakçıoğlu intihar etmişti.Bir de "Yerli araba intihar" diyen...
Koç ailesinin dik kulaklı eşek hikayesinin yankıları.
Kozakçıoğlu'nun ölümü "İntihar" mıydı?
Kendi evinde iki ayrı kapıyı kilitlemiş...Odasına çekilmiş...
Ve söylendiğine göre silahıyla vurmuştu kendini.
İki ayrı kapıya kilit dikkatimi çekmişti.
Bir evde yaşıyorsun, iki ayrı kapıya kilit vurup...
Kendini ailenden bile tecrit ediyorsun.
Demek tehditler vardı ki...
Böylesine yoğun bir güvenlik önlemi almıştı. Tehditler de normaldi.
Çünkü derin konularda çok şey biliyordu.
Hizbullah'ı devletin kullandığını o telaffuz etmişti.
Ağca yakalandığında generaller tarafından...
İki ayrı konu vardı önümde.
Hayri Kozakçıoğlu intihar etmişti.Bir de "Yerli araba intihar" diyen...
Koç ailesinin dik kulaklı eşek hikayesinin yankıları.
Kozakçıoğlu'nun ölümü "İntihar" mıydı?
Kendi evinde iki ayrı kapıyı kilitlemiş...Odasına çekilmiş...
Ve söylendiğine göre silahıyla vurmuştu kendini.
İki ayrı kapıya kilit dikkatimi çekmişti.
Bir evde yaşıyorsun, iki ayrı kapıya kilit vurup...
Kendini ailenden bile tecrit ediyorsun.
Demek tehditler vardı ki...
Böylesine yoğun bir güvenlik önlemi almıştı. Tehditler de normaldi.
Çünkü derin konularda çok şey biliyordu.
Hizbullah'ı devletin kullandığını o telaffuz etmişti.
Ağca yakalandığında generaller tarafından...
Sayın Merkel size sesleniyorum- Bekir Hazar
Altın Portakal aldı.
Bitmedi Altın Ayı'ya uzandı.
Duvara Karşı filmiyle ortalığı yıktı.
Onu tanıyorsunuz.
Sibel Kekilli kızımızın ismi.
Ödül yağmuru başlayınca Alman Bild gazetesi eski defterleri karıştırdı.
Onun "Dilara" adıyla porno filmler çektiğini duyurdu.
Almanya'da olay epey tartışıldı.
Portakal ve Ayı ödüllü kızımız Gezi olaylarında çok sinirlendi.
Oturdu Almanya Başbakanı Merkel'e mektup yazdı;"Türkiye'ye seyirci kalmayın" diye.
Çok tuhafıma gitmişti bu mektup.
Merkel'den müdahale istiyordu.
Düşünebiliyor musunuz?
Komşuda olaylar çıkmıştı.
Bitmedi Altın Ayı'ya uzandı.
Duvara Karşı filmiyle ortalığı yıktı.
Onu tanıyorsunuz.
Sibel Kekilli kızımızın ismi.
Ödül yağmuru başlayınca Alman Bild gazetesi eski defterleri karıştırdı.
Onun "Dilara" adıyla porno filmler çektiğini duyurdu.
Almanya'da olay epey tartışıldı.
Portakal ve Ayı ödüllü kızımız Gezi olaylarında çok sinirlendi.
Oturdu Almanya Başbakanı Merkel'e mektup yazdı;"Türkiye'ye seyirci kalmayın" diye.
Çok tuhafıma gitmişti bu mektup.
Merkel'den müdahale istiyordu.
Düşünebiliyor musunuz?
Komşuda olaylar çıkmıştı.
25 Haziran 2013 Salı
Merkez bankaları altın satarak ülkelerini kurtarabilir mi? Süleyman Yaşar
Altın fiyatlarının hızla düşmesi, Güney Kıbrıs Merkez Bankası'nın altın satacağının duyulmasıyla başladı. Bu haberin ardından G. Kıbrıs Merkez Bankası'nın 400 milyon euro tutarında altın satabileceği ortaya çıktı.
Altın satılacağı haberleriyle tedirgin olan piyasalarda, Avrupa'da zor durumda olan Portekiz ve İtalya'nın da altın satarak para sağlayabileceği düşüncesi yayılmaya başladı. Ve altın fiyatları hızla düşüşe geçti.
Tabii altın fiyatlarının gerilemesinde tek neden Güney Kıbrıs'ın altın satabileceği haberi değildi. ABD Merkez Bankası'nın yıl sonunda parasal genişlemeyi yavaşlatacağı haberlerinin de etkisi oldu altındaki düşüşte.
24 Haziran 2013 Pazartesi
Karamehmet’ten ne dizi olur ama... Mustafa Sönmez
Ortalık yine Karamehmet-Çukurova haberleri ile kaynıyor. TMSF, yıllardır takside bağladığı İnterbank alacaklarını tahsil edememekten şikayetçi…Çukorova’nın toplam borcu, faizlerle katlanarak 455 milyon doları buldu ama ben bugüne kadar bunun ancak yüzde 20’si olan 90 milyon doları tahsil edebildim, diyor ve BMC, medya şirketleri dahil olmak üzere 40 dolayında Çukurova şirketine hamle yapıyor, yönetimlerine el koyuyor, haciz başlatıyor…Öyle ki, grubun amiral gemisi Turkcell’in bile kapısının çalınacağı haberleri ile tehditler havada uçuşuyor...
30 Nisan 2013 Salı
Türkiye'ye dev kazık-Emin Pazarcı
İçler acısı bir hikâyedir... Bugün yerli otomobil üretip üretemeyeceği tartışılan Türkiye, 1927 yılında uçak yapıyordu. Bu üretim, 1952 yılına kadar devam etti.
Ayrıca, sadece üretilmekle kalmadı; Türkiye, Batılı pek çok ülkeye de uçak sattı.
Sonra bir anda kesildi. Uçak üretimi yapılan binaların kapısına kilit vuruldu. Yoğurt ve peynir üretim tesislerine dönüştürüldü.
Çünkü, Marshall Yardımı geldi!
ABD, "Ben size zaten veriyorum, ne gereği var, üretmeyin" dedi.
Bunu da kara kaşımıza, kara gözümüze hayran olduğu için yapmadı. Eski malı satmanın en iyi yolunun hibe olduğunu bildiğinden yaptı. Sonra da her verdiği malı Türkiye'nin hanesine borç olarak yazdı.
14 Nisan 2013 Pazar
Ne kömür ne petrol buz gazı uçuracak!
Karadenizde bolca bulunuyor. İlk kez Japonlar kullanmaya başladı. Bu gaz Türkiye'nin umudu olacak. Profesör açıkladı.
Kaya Gazı nedir? Ahmet Akın
Kaya gazı doğalgazdaki Rusya tekelini kırabilecek mi?
Ahmet Akın, NATO uzmanı | 03 January 2013 Thursday 10:31:34
Kaya gazı nedir?
Son yıllarda petrol ve doğalgazın alternatifi olarak adından söz edilen kaya gazı, kayaçların gözeneklerinde yer alan küçük miktardaki doğal gazlardır.
26 Mart 2013 Salı
TL simgesinin tasarımcısı Tülay Lale Ermeni mi?
TL simgesinin Ermeni Para Birimi'ne benzetilmesi oratlığı karıştırdı. Tülay Lale 'Sizde Ermenilik var mı' sorusuna ne cevap verdi.
TL simgesinin tasarımcısı Tülay Lale, beş kardeş olduklarını ve beşinin de isimlerinin ''T'' ile soy isimlerinin de ''L'' ile başladığını belirterek, ''Bu anlamda aslında ailemizin isminin paramıza kazındığını düşünüyoruz'' dedi.
Merkez Bankasında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılımıyla kamuoyuna açıklanan TL'nin simgesinin tasarımcısı ve İZ Grup Yönetim Kurulu Başkanı Lale, yaptığı açıklamada, TL'ye simge tasarlamanın, her ajans gibi kendilerinin de rüyası olduğunu söyledi.
Bu rüyanın peşinden giderek, TL Simge Yarışmasına katıldıklarını dile getiren Lale, ''Ancak tabii bu büyük bir sorumluluk ve büyük bir yük. Yaptığınız şey öyle alelade bir şey olmamalı, farklı yönlere çekilmemeli, dünya piyasalarında kabul görmeli ve markalaşma süreci çok hızlı olmalı. Bunlar göz önünde bulundurularak büyük bir koşuşturma başladı'' diye konuştu.
18 Mart 2013 Pazartesi
GİTTİ FADİME GELDİ ALEYNA/ H. SALİH ZENGİN
11 Mart 2013 / H. SALİH ZENGİN
Farklı dönemlerde çocuklarımıza verdiğimiz isimler toplumsal hikâyemizi özetler nitelikte. Eskiden dinî referanslara dayanan isimler ve aile büyüklerinin adları çocuklara konurken artık değişik olması ve kulağa hoş gelmesi daha önemli sayılıyor.
15 Mart 2013 Cuma
Sarhoşluk Temel Hak mıdır?-arastiralim.net
Sarhoşluk Temel Hak mıdır?
Büyük şehirler, adeta açık hava meyhanesine döndü. Her sokakta içki satan dükkânlar var. Özellikle hafta sonlarında parklar, yol kenarları, kapı önleri, hatta camilerin yanı başları sarhoşların mekânları olmuş durumda. Herkes, sarhoşların verdiği rahatsızlık ve zarardan şikâyetçi; ama kimse sarhoşluğun illeti olan içkiye sınırlama getiremiyor.
İnsan sağlığına zarar veriyor diye sigaranın toplu yerlerde içmesi yasaklanıyor, filmlerde sigaralı sahnelere izin verilmiyor; ama sağlığı tehdit etme bir yana “Kötülüklerin anası” olması niteliğiyle bizzat emniyetin istatistiklerine göre genel suçların %85′inin, ırza geçmelerin % 50′sinin, eş dövmenin %70′inin, izinsiz işe gitmemenin %60′ının, cinayetlerin %85′inin, genel şiddet olaylarının %50′sinin, genel tutuklamaların %50′sinin nedeni olan içkiye yönelik somut bir adım atılamıyor.
Her gün içki yüzünden dağılan ailelerin dramı konuşuluyor, ölen insanların cenaze haberleri veriliyor, trafik kazalarının ekonomiye verdiği kayıplar hesaplanıyor, alkolizmin neden olduğu iş kaybı ve hastane masrafları gündeme getiriliyor ama “İçkili alanları sınırlandıralım” demekle yetinenler bile adeta linç ediliyor.
14 Mart 2013 Perşembe
ZİHİN KONTROLÜ: MANÇURYA KOBAYI OPERASYONU BAŞARILDI MI?
Doç. Dr. Ümit Sayın
Türkiye ve diğer ülkelerdeki DSM-IV sınıflaması takipçisi psikiyatristler ne derlerse desinler, Colin Ross isimli Amerikalı psikiyatristin yazmış olduğu bazı kitaplar istihbarat örgütlerinin aslında ‘Zihin Kontrolü’ projelerinde ne kadar ilerlediklerini göstermektedir.
Colin Ross’un 2006 yılında yayınlanan ‘CIA Doctors’ (CIA Doktorları) isimli kitabı ve 1995’te yayınlanmış ‘Satanic Ritual Abuse’ (Satanik Rituel Tacizi) isimli kitabı aslında istihbarat örgütlerinin insan beynini kontrol etmek konusunda ne kadar yol almış olduklarını kanıtlıyor. DID/MPD (Dissociative Identity Disorder ve Multiple Personality Disorder), yani çoğul kişilik, aslında çok az görülen bir psikiyatrik olgu olarak biliniyor. Fakat son çalışmalar ve bazı yazarların yazmış oldukları kitaplar şu ana kadar bildiklerimizin ötesindeki bazı gerçekleri ele almakta.
1 Mart 2013 Cuma
Bulanmadan Akmak Ne Güzel!-Hasan Akçay
Kaynağında kalmaz sular. Uzak dağ başlarından sonra bir kader çizilir önlerine. Kimi çizgiler gibi ince, kimi nehirler gibi coşkun bir sonsuzluğa, bir durulmaya doğru akıp giderler. Bu akışla birlikte geçilen her bir yerde biraz daha kaybedilir saflık, duruluk.
Gün geçtikçe sohbet vakitlerimizin arası sıklaşıyor seninle. Belli bir zamandan sonra insan konuşacak, dertleşecek, düşünce ve duygularını paylaşacak birilerini arıyormuş demek. Herkes gibi, ömür merdivenine tırmanıştaki her basamakta biraz daha yalnızlaşıyor muyuz yoksa?
18 Şubat 2013 Pazartesi
Gökten Taş Düşme İhtimali-İsmet Berkan
Cuma sabahı inernete baktğımda ortalık Rusya’nın Çelyabinsk kenti yakınlarına düşen göktaşının videolarından geçilmiyordu. Bilmiyorum bunlardan herhangi birini izleme şansınız oldu mu ama nadir gerçekleşen böyle bir olayın bu kadar çok kişi tarafından videoya kaydedilmiş olması çağımızın ve Rusya’nın bir fenomeni. Rusya, trafik kazalarının en fazla yaşandığı ülkelerden biri. Elimizdeki son istatistiki veri 2007 yılına ait ve o yıl Rusya’da 35 binden fazla insan trafik kazalarında ölmüş. Rusya İçişleri Bakanlığı, trafik kazalarıyla ilgili doğrudan çekilmiş görüntülerin kanıt olabileceğini kabul ettiğinden beri bu ülkedeki otomobillerin çoğunda artık kamera var.
7 Şubat 2013 Perşembe
Türkleş(tirile)meyenlerden misiniz?-Bayram ZİLAN
Malcolm’un siyahî olduğu için yaşadığı hayat hikâyesini bilirsiniz. Evlerinin yakılması ve babasının öldürülmesiyle başlayan, annesinin akıl hastanesine yatırılması ve ailesinin dağılmasıyla devam eden bir serüven.
Malcolm bütün bunları siyah olduğu için yaşadığının farkındaydı. Öyle ki bir dönem ‘beyaz’laşmak için yüzüne pudralar sürmüş, kıvırcık saçlarını geriye yatırmak için çaba sarf etmişti. O yıllarda ruhu zenci olan bir insanın ne yaparsa yapsın ‘beyaz’laşamayacağını bilemezdi elbette. Amerika’da gittiği her yerde beyazların ayrıcalıklarını gördü. Siyahların dezavantajlarını iliklerine kadar hissetti. Okuduğu okulda sınıfın tek siyahî öğrencisiydi ve İngilizce öğretmenini çok severdi. Bir gün İngilizce öğretmeni ona: “artık büyüyorsun, ne olmak istersin” diye sordu. “Avukat olmak istiyorum” diye cevap verdi. Öğretmeni: “biraz gerçekçi olmalısın, sen bir zencisin. Bunun için doğru düşünmen lazım. Neden marangoz olmayı düşünmüyorsun” dedi. Malcolm daha önce birçok kez aşağılanmıştı ama hiçbirisi ona bu kadar acı vermemişti. Bütün bu yaşadıkları ruh dünyasını alt üst etmişti. Daha sonra hapis yılları, İslamla tanışması…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



.jpg)





.jpg)



.jpg)
