6 Aralık 2012 Perşembe

Kehanet!-Kehanetin bini bir para.. -Abdurrahman Dilipak

Kur'an-ı Kerim, Kehaneti büyük bir günah olarak tanımlar. Hristiyanlar ve Yahudilerin gözünde Kahinler, peygamber varisleridir. Tanrıdan kaynaklanan bilgileri sezgi yolu ile alarak insanlara ulaştırırlar.. Kalp gözü açık insan anlamında kullanılır Kahin kelimesi.. Kehanet de bizdeki Keramete nisbet edilir..


2012'ye ilişkin batıda o kadar çok Kehanet var ki! Sadece batıda değil, Çin'de, Hindistan'da, Meksika'da.. Uygar batı kilisenin peşinde, kilise de Kahinlerin peşinde geleceği okumaya çalışıyor. Kur'an- Kerim ise bizi Kahinler ve Kehanet konusunda uyarır. Kıyamet saatinin kimse tarafından bilinmeyeceğini de haber verir..



Bizim için Kıyameti beklemeye gerek yok. Kişinin ölümü kendi kıyametidir.. Biz nefes alıp vererek yaşamayız. Nefeslerimiz sayılıdır ve her nefes alışverişte biraz daha ölürüz aslında..



Kıyamet alameti sayılan bazı şeylere işaret edilmiştir eski metinlerde, onların da çoğu gerçekleşmiştir..



Gün gelecek kıyamet kopacak.. Kıyamet öncesi bazı büyük alametler, değişiklikler olacak. Kur'an-ı Kerim bunlardan Dabbetül Arz ve Yecüc Mecücden söz eder.. Bir de Sekine/Tabut dan.. Yaygın gündem ise Mehdi, Mesih ve bizim geleneğin Melhemei Kübra, Hristiyan kaynaklarda Argemedon diye söz edilen bir kıyamet savaşından söz edilir. Bizde Mesih Hz. İsa'dır aslında. Onun geri dönüşünden söz edilir. Yahudiler ise "Meşiyah" adı ile bir başkasını bekliyorlar. Bizde ve Hristiyan dünyasında bizim "Deccal", Hristiyanların "Anti Crist" dedikleri bir kötü adam beklentisi vardır..



Aslında geleceği okuma adına kendi geleceklerini hazırlıyorlar.. 21 ya da 24 Aralık, kimileri için tarihin sonu.. Bu iddiayı saçma bulabilirsiniz, ama buna inananların böyle bir gelecek için seferber olmaları dünyayı yeni, tehlikeli bir maceraya sürüklüyor.



Kimileri Tanrıyı kıyamete zorlama çabasında, kimileri yeni büyük bir savaşın hazırlığında, kimi dünyayı saracak afetler için kendine daha güvenli bir yer aramakta.



Türkiye'nin Ege bölgesi, Yuhanna vahyindeki kehanete inananların akınına uğramış durumda.. Biliyorsunuz, kimi Evengalişlere göre Türkler, Gog-Magog soyundan geliyor.. Yani Yecüc Mecüc. Onlara göre Deccal'in çocuklarıyız bizler.. Kimi Mehdi bekliyor, kimi Mesih, kimi Meşiyah'ı bekliyor.. Deccal Hristiyanların dilinde "Anti Crist" olarak tanımlanıyor.. Bizimkiler Melheme-i Kübra'dan söz ediyor, ötekiler Argemedon'dan..



Batılılar Kehanet yorgunu.. Çünki her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. İnsanlar neye inanacaklarını şaşırmış durumdalar. Kimileri cinlerin, kimi de uzaylıların yeryüzünü istila etmesinden korkuyor.. Kimileri bir nükleer savaş endişesi yaşıyor.. İşin ilginç yanı Fütüristler, Stratejik Araştırma Kuruluşları da geleceğe ilişkin olarak Kahinlerden çok da farklı şeyler söylemiyorlar.. Görüş birliği ettikleri tek konu, gelecek günlerin geçen günleri aratacağı..



Ekonomik, siyasi, askeri ve kültürel kriz büyüyecek, hastalıklar, afetler artacak. Terör patlayacak, hastalık sayısı artacak, büyük salgınlar olacak, falan filan..



İsrail için hemen herkes artık gelinen noktanın bir "son" olduğunda hemfikir..



Dünyanın en fanatik Kahinleri Yahudiler arasından çıkıyor olsa gerekir.. Açtıkları bütün fallar kendileri için zamanın sonuna işaret ediyor olsa gerekir..



Evet, dünyayı çok kötü kullanıyor ve yönetiyoruz.. Nükleer savaş bir kıyamete dönüşebilir.. İnternet ve genom hayatımızı radikal bir şekilde etkilemeye devam ediyor.. Bunlar ciddi bir tehdit ve gerçek bir tehlike.. Kimileri artık gelecekten umudunu kestiği için "Tanrıyı kıyamete zorlamaktan" söz ediyor..



Ancak hayat devam ediyor. İmtihan da.. Allah (cc) bizi mallarımız, canlarımız ve sevdiklerimizle kimi zaman artırarak, kimi zaman eksilterek imtihan ediyor.. Sur'a üfürülecek ve Kıyamet kopana kadar da bu böyle olacak ve sonuçta herkes yaptıklarının hesabını verecek.



Şu gelecek de bizi kurtaracak, bu gelecek böyle olacak. Bunlarla vakit kaybetmeyin. Herkes için ancak yaptığının karşılığı vardır.. Herkes layık olduğunu bulacak.. Hz. Nuh geldi oğlunu, Hz. Lut geldi karısını kurtarabildi mi? Oysa Firavunun karısı Asiye kurtuluşa erenlerdendi..



Biz her gün ölüme ve kıyamete bir adım daha yaklaşıyoruz.. Değişmeyen bir hakikat bu! Aralık ayı da geçecek. Belki yeni bir kozmik çağa, yeni bir evreye girecek dünya. Ama sorumluluklarımız değişmeyecek. Hayat devam edecek.



Ha bu arada, Vatikan Hz. İsa'nın doğum günü ile ilgili tarihi yanlış hesaplamış. 1-2-yıl değil, 4 yıla yakın bir hata.. Sakın kıyamet gününü de birileri yanlış hesaplamış olmasın. Birileri korkularını ertelemek zorunda kalabilir. Gelecekle ilgili bir şey söyleyeyim mi; İstikbal inkılabatı içinde en gür sada İslam'ın sadası olacaktır.. Selâm ve dua ile.


Kehanetin bini bir para..

Kehanet mevsimi açıldı.. Şubat'a kadar da bitmez.. Batılılar oturmuşlar harıl harıl, fal ve kehanet kitabları okuyorlar..


Batının çöküşünü anlamaya çalışıyorlar.. Hep ekonomik ve siyasi bir krizden söz ediyoruz. Batıda sistem çöktü, paradigmaları çöktü, ahlak çöktü, hayalleri çöktü, aile çöktü hepsinden önemlisi. Beş kişilik her ailenin içinden birisi uyuşturucu kullanıyor, ya da ileri derecede alkolik. Bir kişi en az bir defa intihara teşebbüs etmiş. Bir kişi Homoseksüel, Lezbiyen, ensest ilişkilere kadar uzayan cinsel sapkınlık içinde. Psikologlar, yaptıkları şeylerin suç ve günah olmadığını, normal bir davranış olduğunu iknaya çalışıyor hastalarının. Bir kişi psikolojik destek almadan kendini yönetemiyor, bir kişi aile içinde ya da çevresinden aşırı şiddet görmüş. Bütün hikayeler gelip İsrail'in geleceğine dayanıyor.

Kahinlerin görüş birliği ettiği konular şöyle: İsrail'in sonu.. Türkiye'nin yükselişi ve Avrupa'nın çöküşü üzerine.. Fransız bir kahin; "(Bizi kastederek) Bunlar mı yeni dünyanın kurucu önderleri olacak!. Bunlar cahil, fakir ve paramparça olmuş, hiçbir konuda anlaşamayan bir sürü ülke ve topluluk!" Ve ekliyor: "Evet bu konu, anlaşılması zor bir mesele olarak önümde duruyor.. Bunun tek bir açıklaması var; Tanrı böyle istiyor".

Muhafazakar WND sitesi yazarlarından ve önde gelen İslam düşmanlarından Joel Richardson, Mısır'da şu an yaşanmakta olanlarla tahrif edilmiş İncil'deki bazı pasajlardan bağlantı kurarak Mursi'nin İncil'in kehanetini yerine getirecek kişi olup olmadığını sorguluyor..

Kehanete göre Doğu Romalı bir prens, Afrikalı bir prens ile el ele vererek Afrika ve Arap yarımadasını yeniden düzene sokacak.. Sonra Doğu Romalı Prens önce Balkanlara, sonra Rodos, Girit, Malta üzerinden İtalya'ya geçecek ve Fransa'nın içlerine doğru ilerleyecek...

Tanrıyı kıyamete zorlamak isteyenler aslında "Büyük felaket günü gelmeden" ne olacaksa olsun istiyorlar.. Çünki Tevrat ve İncil'de "Büyük Çöküş"ün hikayesi çok büyük bir trajediden söz ediyor..

Joel Richardson "Kuzey'in Kralı ve Güney'in Kralı"nı tarihin tekrarlanacağı büyük nakarat olarak yorumluyor.. Daniel 11:21-45'de Selevkos Krallığı'nın kralı ve "Kuzey Kralı" olarak bilinen Antiochus IV Epiphanes ile Ptolemaic Krallığı'nın kralı ve "Güney Kralı" olarak bilinen Ptolemy IV arasındaki tarihi mücadeleyi anlatılır. Antiochus bugünkü modern Türkiye, Lübnan, Suriye, Irak ve İran'ı içine alan bölgede hüküm sürerken Ptolomy, bugünkü modern Mısır, Libya ve Kuzey Sudan'ı idare ediyordu. 40'ncı ayette bu 2 kral arasında tarihi olarak yaşanan çeşitli mücadelelerin, Mesih'in gelişinden önce ahir zamanda tekrarlanacağı bildirilir. 

Kehanet, savaşın uzun süreceğini söyler.. Bu hikayeye göre İsrail'in çöküşü Sudan'dan sonradır..

Richardson'a göre Kehanette sözü edilen aktörler bugün aramızda yaşayan liderler olabilir. KUZEYLİ Erdoğandır, GÜNEYLİ Mursidir, Gannuşidir. Büyük felaketin kurbanları ise İsrail halkıdır. "Mısırlıları Mısırlılara karşı ayaklandıracağım; kardeş kardeşe, komşu komşuya, kent kente, ülke ülkeye karşı savaşacak" der Yeşeya 19:2. 

Batılıların işi Mesih'in Yahudiler için gelişine, Hristiyanlar için dönüşüne kalmıştır..

Hristiyanlar Mesih'i beklerken İran da Mehdi'yi bekliyor.. Mehdi ve Mesih tartışmalarının düğümü Şam'da çözülüyor.. Bir ucu İran'a uzansa da öteki ucu Mekke ve Medine'dir bu tartışmanın ve ipin ucu İstanbul'a kadar uzar.. Neyse bu tartışma uzar gider. Zaten bugün kehanetin bini bir para artık!

Melheme-I Kübra ya da Armegedon'un tabii platosu Lut gölünün uzantısı olan Amik ovası, Hatay, Antep, Maraş'ın da işin içinde olduğu Gavur dağı ve Gavur gölü olarak bilinen Amanos havzasıdır..

Bunlara inanıp inanmamak ayrı bir mesele de buna inanan ve bu yönde siyaset geliştiren insanlar ve ülkeler var bugün.. Bu inanç ekonomi, kültür ve siyaseti radikal olarak etkiliyor.

Bu Amanos'a dikkat. Bu rivayetlere inananlar için bu coğrafya çok önemlidir ve birtakım senaryolar bu beklentiye uygun olarak hazırlanmaktadır. İskenderun'a da.. Büyük savaş öncesi Ehli salib, müttefik olarak buradadır. Limanda ibadet konusunda çıkan bir tartışmanın çatışmaya dönüşmesi ile büyük bir kavga yaşanır ve büyük savaşı başlatacak kıvılcım burada ortaya çıkar.

Kudüs ve Şam havzası büyük olaylara gebe.. Bugün Urfalılar, Maraşlılar, Antepliler, Hataylılar, Diyarbakırlılar bilmeseler de aslında üzerinde yaşadıkları topraklar arz-ı mevuddur yani Kudüs'ün mik'ad alanı içindedir.. Bu toprakları kendi uluslarına vatan yapma iddiasında olanlar, Kutsal toprakları gasbettiklerinin farkında bile değiller. Oysa bu toprakların hakimi değil, ancak hadimi olunabilir.. Neyse bu çok uzun bir hikaye. Bugünlük bu kadar yeter. Selâm ve dua ile..

Hiç yorum yok: